Orjinal Lida Resmi Satış Sitesi - LİDA Kargo ÜCRETSİZ!

BirKutu İkiKutu ÜçKutu DörtKutu
Meizi Lida   10 Kutu
Sipariş Kargolama Ücret
Eki 18

Normal bir yaşam tarzı olan spor yapmayan bir insanın günlük kalori ihtiyacı 1500-2000 kaloridir. Lida kullanan kimselerde bu değer daha da az, egzersiz desteği ile Lida kullanan bir kişide çok çok daha azdır. Yaşlı insanın metabolizması yavaşladığı için yaşlı kişilerin günlük alacakları kalori miktarı da az olur. Kilo veren bir kişi moral kazanır. Diyet yapma bilinçli olmalıdır. Mesela karbonhidrat kısıtlaması yapıp sadece proteine dayalı diyetlerde önceleri kilo kaybı olur, ancak daha sonra sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Bir haftada 3-5 kg zayıflıyorum diyenler veya ayda 7-10 kg verdiren diyetler daha sonra kilo aldırma tehlikesi olan diyetlerdir. Yüzde oranlarına dikkat ederek yapılan diyetler daha sağlıklıdır. %55 karbonhidrat, %30 protein, %15 yağ alınmalıdır. Kalori birden azaltılırsa metabolizma hızlı kilo verir. Ancak koruyucu metabolizma devreye girer ve verdiğiniz kiloların tekrar alınmasına sebep olur. Hastalıklara yakalanma riski de artar. Ayda 2-4 kg veya yılda kilonuzun  %10-15′ini vermek normaldir.

Harcanan kaloriden daha fazla kalori alınması sonucu şişmanlık meydana gelir. Vücutta aşırı derecede yağ birikmesi olmaktadır. İnsanın kilosu kemik ve kas yapısı ile orantılı olarak değişmektedir. Şişmanlığın asıl belirtisi vücutta yağın birikmesidir. Kilo yağ yakılarak verilmelidir. Genetik olarak ve kalıtım yoluyla şişmanlık nesilden nesile aktarılmaktadır. Hormon dengesizlikleri ve salgı bezi bozukluklarından dolayı meydana gelen şişmanlık ancak %5 oranındadır. Yani şişman insanların bahanelerinde olduğu gibi genetik ve hormonal denge bozukluğundan meydana gelen şişmanlık oranı azdır. Önce şişmanlığın neden meydana geldiği tespit edilmelidir.

Beynimizde zayıflamaya karar vermeliyiz. Sonra da Lida almalı ve kullanmaya başlamalıyız. Kendimizi buna hazırlamalıyız, sağlığımıza zarar vermeyecek bir diyet programı yapmalıyız. Aldığımız kaloriyi yakmak için hareket etmeliyiz. Yarım saat yürüyüş 120 kalori verdirir. Dengeli beslenmeli, hareketli bir yaşama geçilmeli, spor yapılmalı ve çevresel faktörler düzeltilmelidir. Hamburger, bisküvi ve cips yeme alışkanlığı arttıkça çocukların meyve-sebze yeme alışkanlığı azalmaktadır. Bu tür beslenme, şişmanlama ve astım hastalıklarına yakalanma riskini artırır.

Metabolizma bozulursa, vücut kaybettiği besinleri vitamin ve mineralleri almak için iştah patlaması olur. Aşırı diyet sonucu saç dökülmesi, adet bozukluğu ve sinir hastalıkları olur. Bilinçli olarak basamak basamak diyet yapmalıyız. +2 +3 °C’deki gıdalar yenirse sindirim sistemine zarar verir. Yemek esnasında fazla su içmemelidir. Yemekten 15-20 dakika sonra su içilmelidir. Kahvaltı ile öğle arasında bir ara Öğün olmalı, Öğle ile akşam arasında bir ara öğün olmalıdır. Sıcak havalarda ağır yağlı kızartma, acılı, beyaz unlu ve beyaz şekerli gıdalar yenmemelidir. Çok terliyorsak, kaybolan mineralleri geri almak için 2-3 adet doğal mineralli maden suyu içmelidir.

Eki 17

Fazlalık çoğunlukla yanlış beslenme alışkanlıklarının sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle öncelikle bu alışkanlıklardan kurtulmamız gerekir. Beslenme alışkanlıklarımızı değiştirmeden, sadece diyet programı uygularsak, zamanla verdiğimiz kiloları geri alarak tekrar lama riski ortaya çıkar.

Çocuklarımızda ömür boyu kalıcı olacak doğru davranış biçimleri oluşturmamız gerekir. Okul, arkadaş çevresi ve aile hepsi de bunda etkilidir. Çocuklar da gıdaların besin değerlerini ve kalori miktarlarını bilmeli ve bir gün içinde hangi gıdalardan ne kadar yemesi gerektiğini bilmelidir. Sağlıklı ve dengeli beslenmenin ne demek olduğunu bilmelidir.

Bir işe başlamak yarısını yapmaktır. Hemen bir diyet programına başlamalısınız. Fazla hamurlu gıdalar tüketme ve fazla ekmek tüketme alışkanlığı, yemeklerde fazla yağ kullanma alışkanlığı, fazla tatlı yeme alışkanlığı ve yemekler arsında abur cubur yeme alışkanlığı insanları latır. İnsanlar yaşlanınca vücut daha az kalori yakar. Yaşlandıkça vücuttaki yağ miktarı artar. Yaşlılıkta spor ve diyet ile kas yapısı korunarak fazla yağların önüne geçilir. Bazal metabolizma, istirahatte doku ve organların işlevlerini sürdürebilmesi için gerekli enerji sarfıdır. Kadınlarda 18-20 yaşından sonra her 10 yılda bir %2 azaldığı görülmüştür. Bu nedenle egzersiz gereklidir.

Hipertansiyon, varis, mide fıtığı, kabızlık, enfeksiyon, osteoartrit ve gut gibi hastalıkların riskini artırır.  insan vücudundaki bütün sistemleri zaman içinde kötü etkiler. Kalp – damar, şeker ve kanser hastalıklarının meydana gelmesine ve ölüm riskinin artmasına sebeptir. Kısırlık, iktidarsızlık, böbrek taşı oluşumu, kolesterol yükselmesi ve adet düzensizlikleri görülür. lık, insan hayatını kısaltan ve yaşam kalitesini düşüren bir hastalıktır. Ağırlık fazla olduğu için çeşitli eklem hastalıklarının ortaya çıkma riski artmaktadır. Bilek, topuk, ayak ve eklem hastalıkları normal kiloda olanlara göre daha fazla görülür. Kaburga, kalça, diz eklemlerinde baskı ve kıkırdak kaybı olur. Bu da osteoartrite sebep olur. Kemikler birbirine sürter.

Fıtık, safra kesesi hastalıkları ve safra kesesi taşları oluşumu fazladır. Fazlalığın alzheimer ve solunum hastalıklarına sebep olduğu bilinmektedir. Erken yaşlanma, hormonal bozukluklar ve beyinde hücre tahribatı olur.  kişilerde bu hastalıklara yakalanma riskinin daha fazla olduğu görülmüştür.

Mide yağlarının fazlalığından dolayı diyafram sıkışmakta ve solunum kapasitesi azalmaktadır. Solunum yolu rahatsızlıklarının çıkma riski artmaktadır. Solunum yetersizliği sonucu dolaşım sistemine yeterli kan ve oksijen verilememektedir. Kilo fazlası olanlar nefes darlığı çekerler. Yağlar hareketi zorlaştırdığı için yağlı insan çabuk yorulmaktadır. Yüksek tansiyon hastası olma riski normallere göre daha fazladır. Damar sertliği ve varis gibi hastalıkların çıkma riski artar. Fazlalık, kolon, meme ve rahim kanseri riskini artırır. Karında biriken yağ kolon kanserine sebep olabilir. Obez insanların karaciğerinde yağ birikir. Bu sonra siroz ve karaciğer yetmezliği olarak karşımıza çıkar. erkeklerde ereksiyon problemi yaşanabilir. Spor yapan larda bu problemin meydana gelmediği görülmüştür. Spor yapan  insanlarda; hastalıklara karşı direnç artar, hormonlar iyi çalışır, kan değerleri ve solunum yetersizliği düzelir.

Yanlış Beslenme Alışkanlıkları
Eki 17

Dünyada obez (şişman) insanların arttığı gözlenmektedir. Dünyada obez sayısı 300 milyon kadardır. Bilhassa ABD’ de şişman insan daha fazladır. Lida’ nın en çok tercih edildiği ülkenin de Amerika olmasına şaşılmamalıdır. Şişmanlık gelişmiş ülkelerde önemli derecede yayılmıştır. Bu nedenle tedavisi günümüz tıbbında önemli bir yer işgal etmektedir. Obezite çağın hastalığıdır.

Obezite, vücutta aşırı yağ depolanması ile ortaya çıkan fiziksel ve ruhsal sorunlara neden olabilen enerji metabolizması bozukluğudur. Şişmanlık vücutta fazla yağ birikmesi olayıdır. Bu bir hastalıktır ve tedavisi gerekir. Tedavi edilmez, şişmanlamaya devam edilirse, çeşitli sağlık sorunlarını da beraberinde getirir.

Ancak, toplumda şişman insan veya zayıf insan aynı saygıyı görmeli, kimse kimseye karşı psikolojisini veya moralini bozucu söz söylememelidir. Şişman kişilerde toplumda hak ettikleri saygıyı görmelidir. Rahat olmalıdırlar. Şişman olmak Yağlı Olmak Demektir. Şişmanlık, bir insanın aldığı kalori miktarının yaktığı kalori miktarından fazla olması sonucu ortaya çıkan bir metabolizma bozukluğudur. Yani alınan enerji harcanan enerjiden fazladır. Hareket yetersizliği vardır.

Hareketsiz olan ve fazla yemek yiyenler şişmanlar. Şişmanlar daha çabuk yaşlanır. Şeker hastalığı, kalp damar hastalıkları, tansiyon yüksekliği ve psikolojik hastalıklar daha fazla görülür. Şişmanlarda; stres, varis, ayak bileklerinde ağrı ve şişmeler olur.

Türk kadınlarının çoğunun gebelikte aldığı kiloları daha sonra veremedikleri görülmektedir. Uzmanlar emzikli kadınların ilk 6 ay kilo vermek için diyet yapmamaları gerektiğini belirtmektedirler. Bu dönemde annenin bebeğine bol süt vermek için iyi beslenmesi gerekir. Birleşmiş milletlerin hazırladığı Dünya Beslenme Raporunda Avrupa’nın en şişman kadınları Türk kadınları olduğu belirtilmiştir. Ülkemizde kadınların 1/3′ü, erkeklerin 1/5′i şişmandır. Şişmanlık vücuttaki pek çok sistemi etkiler. Şişmanlığın tedavisi zor, şişmanlamamak daha kolaydır. Vücut ağırlığını kontrol altında tutmak için doğru beslenmeli ve ömür boyu spor yapmalıdır. Sebze ağırlıklı beslenen insanlar daha uzun ömürlü olurlar.

Şişmanlık Vücuttaki Yağ Miktarının Artmasıdır.
Şişmanlıkta; kalçalarda, kol ve bacaklarla, karın bölgesinde ve sırtta aşırı derecede yağ birikmesi olur. Yağ, bilhassa deri altında birikir. Hareket kabiliyeti azalır ve dolaşım sisteminde bozukluklar olur. Genel olarak yağlanma kadınlarda basenden, erkeklerde ise göbekten başlar. Hareketsizlik sebebiyle Türk kadınlarında hem basende hem de göbekte yağlanma meydana gelmektedir. Lida kullanan Obez kimselerde ise kısa sürede hastalığın etkilerinin yokolduğu gözlemlenmektedir. Kilo vermek için önemli olan vücuttaki yağ oranını azaltmaktır. Bilinçsizce yapılan aşırı diyetler sonucunda vücuttaki kaslarda kaybedilmeye başlar. Vücut yağı erkeklerde %12-18, kadınlarda %22-28 dir. Yağın karın bölgesinde ve iç organlarda birikmesi damar sertliği ve şeker hastalığı açısından daha büyük risk taşır.

Eki 16

Lida’ dan farklı olmak üzere sauna ve solaryum sonucu su kaybedilirse su kaybı ile elektrotik kaybı beraber olur. Vücuttan kaybedilen su geri alınmalıdır. Aşırı su kaybı sonucu böbrekler zarar görür, iflas eder. Kaslarda küçülme olur. Yorgunluk yapar. Vücuttaki elektrolit dengesi bozulacağından, baş ağrısı ve kramplar meydana gelir. Aşırı su kaybı, tuz kaybını da beraberinde getirir. Tuz eksikliği giderilmelidir. % 2-3′lük su kaybı fizyolojik sorunlar meydana getirir. % 8′lik su kaybı böbrek yetmezliğine sebep olur. Vücuttaki su oranı % 10 düşerse tehlike, % 25 düşerse ölüm meydana gelir.

İnsanlar susayınca değil, belirli aralıklarla su içmelidir. Ağır sporlar, tuz ve proteinli yiyecekler, alkol, kafein vb. içecekler su ihtiyacını artırır. Soğuk su tercih edilmemeli, 20- 25 C’lik su tercih edilmelidir. Kahve ve çay içerek su ihtiyacı karşılandığı hissi olur. Ayrıca su içilmelidir. İhmal edilmemelidir. Vücuttaki su; idrar, dışkı, akciğer solunumu ve ter ile dışarı atılır. İnsanlar idrarla l,51t kadar su kaybeder. Su cildi derinin altından nemlendirir, cilde hayat verir ve kırışıklıkları önler. Su miktarı azaldıkça yağ depolama artar. Yani insan şişmanlar. Su, besinleri vücutta taşır, vücut ısısını düzenler ve vücuttaki kimyasal olayların katalizörüdür. Su, kan dolaşımını hızlandırır ve vücuttan toksinlerin atılmasını sağlar. Selülitlerin oluşmaması için su gereklidir.

Düzenli su içenlerde kan basıncı artar. Bu nedenle kan basıncı düşük olan kişiler bol su içmelidir. Su içmek kan basıncını kontrol altında tutar. Kendini kötü hisseden herkes önce 2 bardak su içmelidir. Su iştahı azaltır. Yetişkinlerde 1 günde alınan su miktarı ile vücuttan atılan su miktarı eşittir. Lida üreticilerinin de kullanıcılarına “su tüketimi” tavsiye etmelerinin sebepleri bunlardır.

Meden Suyu / Soda
Maden suyu, Avrupa ülkelerinde sofrada bulundurulur ve çok tüketilir. Alınamayan mineraller maden suyu ile alınır. Maden suyu, böbreklerde ve idrar yollarında taş oluşumunu engeller. Kabızlığa ve mide asidi fazlalığına iyi gelir. Çocuk mamalarının bile maden suyu ile hazırlanabileceği bildirilmektedir. Sıcak günlerde vücutta meydana gelen su kaybı maden suyu içilerek daha iyi önlenir. Spor yapan ve çalışan insanlara faydalıdır. Cilde tazelik ve güzellik verir. Günde 1 şişe maden suyu, halsizliğe iyi gelir, içindeki doğal tuz da tansiyonun düşmesine engel olur. Lida kullanırken maden suyu da tüketiniz.

Eki 15

Gerçekçi ve esnek olmak lazım; damak zevkinizin yeni yiyeceklere alışması için zaman tanıyın. Davranışınızı değiştirmek başarınızın sırrıdır. Lida ile hiç yemediğiniz kadar düşük kalorili yiyecekler yiyebilirsiniz. Bu sizin yararınıza. Bununla beraber, ılımlı olmak, kendimizi zehirleyip, vücudumuza kötü davranıp sonra da kendimizi suçlu hissetmek demek değildir. Ilımlı olmak, programın dışına çıktığınızda hemen toparlanmaktır. Bazılarımızın haftada bir ya da ayda iki kere kaçamak yapmaya ihtiyacı vardır. Bu kaçamakları planladığınız zamanlamalara uyun. Arada sırada kaçamak yapmak, sonrasında hemen programa dönerseniz ve en azından bir hafta boyunca bir kaçamak yapmazsanız sorun değildir.

Birçok diyetisyen sadece küçük değişiklikler önerirler, eğer değişimler çok radikal olursa, diyet yapanların tamamen vazgeçip hiçbir kazançları olmayacağından korkarlar. Buna tamamen karşıyım. On senelik tecrübeme göre, ilk altı hafta tam bir eforla planı uygulamaya başlayan kişilerin, aylar boyunca plana sadık kalma ve istenilen sonuçlara ulaşma oranı daha yüksektir. Planı yavaş yavaş uygulamaya çalışanların, önceki yeme şekillerine dönme olasılığı daha fazladır. Yavaş adaptasyonu deneyenler, eski alışkanlıkları ve sağlıklı diyet arasında bir ileri bir geri yo yo gibi gidip gelirler. Değişim zordur. Bir kere başlamışken neden daha fazlasına gayret edip istediğiniz sonuçlara hızlı ve kalıcı olarak kavuşmayasınız?

Vejetaryen olmayan menüler kısmındaki yemek tariflerinin çoğu aslında vejetaryendir. Hatta çok az hayvansal ürün içeren tarifler bile tamamen vegan hale getirilebilir. Bu yüzden vejetaryen olmayan yemek tarifleri kısmına da göz atarak bazı güzel fırsatları kaçırmayın.

Fasulye ve baklagilleri gece suda bekletmeniz ve pişirirken her fincan için iki ya da üç fincan taze su eklemeniz tavsiye edilir. Çoğu baklagilin yumuşayacak kadar pişmesi için 1,5-2 saate gerek vardır. Mercimek ve bezelyenin pişmesi için bir saat yeter ve bir gece suda bekletmeye gerek yoktur. Az piştiklerinde sindirimleri zor olacağından, baklagillerin iyi piştiklerinden emin olun. Fasulye oligosakkaridlerinin sindirimini kolaylaştırması için, bu tür yemeklere biraz Beano serpilebilir. Düzenli olarak baklagilleri yemeye başladığınızda sindirimlerinin daha kolay hale geleceğini unutmayın.

Hedef Belirleyerek Kendinizi Kontrol Edin

Gerçekçi ve esnek olun; damak zevkinizin yeni yiyeceklere alışması için zaman tanıyın. Davranışınızı değiştirmek başa­rınızın sırrıdır. Bununla beraber, ılımlı olmak, kendimizi zehir­leyip, vücudumuza kötü davranıp sonra da kendimizi suçlu hissetmek demek değildir. Ilımlı olmak, programın dışına çıktığınızda hemen toparlanmaktır. Bazılarımızın haftada bir ya da ayda iki kere kaçamak yapmaya ihtiyacı vardır. Bu kaça­makları planladığınız zamanlamalara uyun. Arada sırada kaça­mak yapmak, sonrasında hemen programa dönerseniz ve en| azından bir hafta boyunca bir kaçamak yapmazsanız sorun1 değildir.

Birçok diyetisyen sadece küçük değişiklikler önerirler, eğer değişimler çok radikal olursa, diyet yapanların tamamen vaz­geçip hiçbir kazançları olmayacağından korkarlar. Buna tama­men karşıyım. On senelik tecrübeme göre, ilk altı hafta tam bir eforla planı uygulamaya başlayan kişilerin, aylar boyunca plana sadık kalma ve istenilen sonuçlara ulaşma oranı daha yüksektir. Planı yavaş yavaş uygulamaya çalışanların, önceki yeme şekillerine dönme olasılığı daha fazladır. Yavaş adaptas­yonu deneyenler, eski alışkanlıkları ve sağlıklı diyet arasında bir ileri bir geri yo-yo gibi gidip gelirler. Değişim zordur. Bir kere başlamışken neden daha fazlasına gayret edip istediğiniz sonuçlara hızlı ve kalıcı olarak kavuşmayasınız?

Eki 14

Bu ülkede her yirmi kişiden biri, yani 5 milyon Türk diyabet hastası. Nüfusumuz şişmanladıkça bu sayı artıyor. Diyabet beslenmeyle alakalı bir hastalıktır; beslenme yöntemleriyle hem engellenebilir, hem de iyileştirilebilir (Tip II diyabet söz konusu olduğunda) bir rahatsızlıktır. Lida kullanan kimselerde görülmüştür ki şeker oranı düşmekte ve yeme alışkanlığı da düzene girdiğinden ötürü bu mümkün olmaktadır.

Diyabet kalp krizine, felce ve başka ciddi komplikasyonlara yol açarak ağır bedeller ödetebilir. Tip II diyabetli yetişkinlerin yüzde 70′inden fazlası kalp krizinden ve felçten ölüyor. İstatistiklere baktığınızda insanların doktor kontrolü altındayken kilo alıp diyabetlerinin arttığını ve buna bağlı komplikasyonlar geliştirdiklerini görerek daha büyük hayal kırık’ lığına uğruyorsunuz.

Ülkemizde kiloların artmasıyla diyabet de artmıştır. Dünya çapında diyabetteki artış vücut kilolarındaki artışa paraleldir.

İnsanlara diyabetle yaşamayı ve onu kontrol etmeyi öğrenmeleri öğütlenir, çünkü iyileşmez. “Hayır, hayır ve yine hayır” diyorum. “Onunla yaşamayın, birçok hastam gibi zayıflayın ve ondan kurtulun.” Temel olarak iki çeşit diyabet vardır: Tip I ya da çocuklukta başlayan diyabet ve Tip II ya da yetişkinlikte başlayan diyabet. Tip I genelde erken yıllarda ortaya çıkar. Çocuğun ensülin üreten ve salgılayan pankreas organında hasar meydana gelir, bu yüzden ensülin noksanlığı baş gösterir. Tip IF’de ise en yaygın olanıdır ensülin normale yakın düzeyde üretilir ancak vücut buna karşı tepki gösterir, böylece kan şekeri ya da glikoz artar. İki tipte de sonuç aynıdır, hastanın kanında glikoz düzeyi yüksektir.

İki tip diyabet de vücudun yaşlanmasını hızlandırır. Diyabet, damar sertliği ve kardiyovasküler rahatsızlıkları büyük ölçüde desteklemesi yanında, böbreklerin ve diğer vücut sistemlerinin yaşlanmasına ve bozulmasına yol açar. Diyabet böbrek yetmezliğinin ve yetişkinlerde körlüğün başlıca nedenidir. Günümüzde birçok Tip II diyabetlilerin berbat komplikasyonlar geçirdiğini görüyoruz: Amputasyona maruz kalıyorlar, periferal nöropati (bacaktaki acı verici sinir tahribatı), retinopati (diyabet körlüğünün temel nedeni) ve nepropati (böbrekte hasar) rahatsızlıklarına yakalanıyorlar. Durumları Tip I diyabetliler kadar kötü.

Tipi ne olursa olsun, diyabetliler, genel nüfusla ve Lida alanlar ile karşılaştırdığınızda daha yüksek trigliseride ve kolesterolüne sahiptirler. Diyabetlilerin kalp krizi geçirme sayısı, diyabetli olmayanlara göre dört kat daha fazladır. Ensüline bağımlı (Tip I) diyabetlilerin üçte biri elli yaşından önce kalp krizinden ölmektedir. Damar sertliğindeki bu hızlanma ve sonucunda artan ölüm oranı her iki diyabette de mevcuttur.

Basit bir mantıkla, diyabetliler için tasarlanmış herhangi bir diyetsel önerinin kalp krizi, felç ve diğer kardiyovasküler riskleri en azından engellemeye çalışmasını beklersiniz. Ne yazık ki diyabetlilere verilen beslenme programı, kalp hastalarında işe yaramadığı görülen diyetin aynısıdır. Bu çeşit bir diyet bütün insanlar için zararlıdır, ancak diyabetliler için çok tehlikeli, hatta ölümcüldür. Rafine tahılların, işlenmiş ürünlerin ve hayvansal gıdaların bileşimi hastaneler ve acil salonlarına sürekli bir akının garantisini verebilir.

« Önceki Gönderiler Sonraki Gönderiler »