Orjinal Lida Resmi Satış Sitesi - LİDA Kargo ÜCRETSİZ!

BirKutu İkiKutu ÜçKutu DörtKutu
Meizi Lida   10 Kutu
Sipariş Kargolama Ücret
Eki 13

Çok yağlı bir diyetin birçok kanser riskini artırdığı konusunda şüpheye yer yoktur. Bu, hayvanlar ve insanlar üzerinde yapılan yüzlerce çalışmada gösterilmiştir. American Journal of Clinical Nutritiorim yakın zamandaki bir sayısında, yağ-diyet bağlantısının kapsamlı bir şekilde gözden geçirilmesinden çıkarılan sonuca göre, sadece yağın miktarının değil, çeşidinin ile artan riskle ilişkili olduğu açıklık kazanmıştır (aynen proteinin tipinin de önemli olması gibi). Kafanızı daha fazla karıştırmamak için ana noktalar aşağıda özetlenmiştir:

1. Bütün ekstre edilmiş sıvı yağlar kansere neden olabilir; çünkü zeytinyağı gibi en sağlıklı yağlar bile bir sürü boş kalori alınmasına neden olur. (Lida’ nın yağ tüketimi minimum seviyeye indirgediğini hatırlayınız.) Aşırı kalorilerin toksik etkileri vardır ve obezite, erken yaşlanma ve kansere neden olurlar.
2. Aşırı omega-6 yağı kanser riskini artırırken, daha az bulunan omega-3 yağları bu riski azaltır. Omega-6 yağları, mısır yağı ve yalancı safran yağı gibi çoklu doymamış yağlarda bulunurken, omega-3 yağ asitleri, çekirdek, yeşillik ve bazı balıklarda bol miktarda bulunurlar.
3. Kalp hastalığı ve kanser açısından en tehlikeli yağlar doy muş yağlar ve trans yağ asitleridir. Bu yağlardan kaçın mamak aptallıktır. Trans yağlar göğüs kanseri riskini yüzde 40 artırabilirler. Bunlar yiyeceklerin etiketlerinde kısmen hidrojenize edildiği söylenen yağlardır.
4. Bütün halindeki doğal bitkisel yiyecekler (tam tahıllar, yeşillikler, kuruyemişler ve çekirdekler) yeterince yağ sağlarlar. Çeşitli doğal yiyecekleri tüketirseniz, yağ eksikliği çekmezsiniz.

Bu yiyeceklerin kullanımı ve tüketilmesi Lida alımı süresince daha basittir. Sağlıklı yiyecekler yediğimizde balık yağı ve benzeri yağ tamamlayıcıları almamıza gerek kalmaz. Az yağlı bir diyet, eğer daha fazla doymuş ya da trans yağ ve aşırı miktarda rafine karbonhidrat içeriyorsa, çok yağlı bir diyetten daha kötü olabilir. Yağın çeşidi, miktarından daha önemlidir. Hemşire Araştırmasında bulunan sonuçlardan biri de, daha çok tekli ve çoklu doymamış yağ yiyen hemşirelerin, az yağlı bir diyet yapan hemşirelere göre kalp hastalığına daha az yakalandığıdır.

Dataya yakından bakıldığında, toplam yağ miktarından çok, hayvansal gıdalardan alınan kalorilerin yüzdesinin ve diyetteki doymuş yağ miktarının kalp krizi riski ile korelasyon gösterdiği görülmektedir. Hayvansal ürünler, süt ürünler) yumurta, tavuk, hindi ve kırmızı et en tehlikeli yağ çeşidini sahiptirler. 30 gramında yaklaşık iki-beş gram yağ bulunan yağsız et ve kümes hayvanlarının etlerinin, 30 gramında sekiz-dokuz gram yağ bulunan peynirden daha az yağ, daha az doymuş yağ ve daha az kalori içerdiğine dikkat edin. Ayrıca peynirde tavuk göğüs etindekinden on kat fazla doymuş yağ (yağların en tehlikelisi) vardır.

Eki 12

Kilo ve fiziksel görünüş konusunda endişe muhtemelen doğumdan sonra en yüksek düzeydedir. Beslenme ve diyet fazla kiloların kaybında çok önemli bir kısımdır. Bu yazıda önerilen yiyecek miktarları. Ulusal Bilimler Akademisi Yiyecek ve Beslenme Yönetim Kurulu’nun Önerilen Günlük Miktarlara (RDA) dayalıdır. RDA’lar cinsiyete, yaşa ve üreme durumuna göre değişir: buradaki değerler yalnızca üreme çağındaki kadınlar içindir.

Beden numarasına ve fiziksel aktivite düzeyine bağlı olarak orta yapıda, hamile olmayan kadınlar için ortalama kalori miktarı, günlük 2000-2400 arasındadır. Hamilelik sırasında anne, hem kendisi hem de büyüyen fetüs için enerjiye ihtiyaç duyacağından kalori gereksinimi artar. Bununla birlikte kalori ihtiyaçları sandığımız kadar çok değildir. Hamileliğin ilk üç ayında enerji gereksinimleri, hamilelik öncesine göre özel olarak artmaz fakat ikinci ve üçüncü üç aylık devrelerde günlük kalori alımının 300 kalori kadar artırılması önerilir. Emzirme sırasında kalori ihtiyacı günde fazladan 200 kalori daha artar. Hamilelik sırasında Lida kullanılmadığını da özellikle belirtmek isteriz.

Hamilelik Döneminde Diyet Kısıtlamalarının Etkileri ve Lida
Hamilelik döneminde diyet yapmak önerilmez. Aşağıdaki bilgiler önerilen kilo alımını daha iyi anlamanızı sağlayacaktır.
Her ne kadar fetüs, annenin diyeti kısıtlandığında besleyicileri maternal depolardan çekmeye eğilimli olsa da, bunun miktarı şüphelidir. İlımlı diyetsel kısıtlamalar başlangıçta annenin kilosu üzerinde etkili olur. Bir kez annenin kilosu kritik eşiğin altına düştüğünde ya da diyet ‘açlık’ düzeylerine geldiğinde (örneğin, günlük 800 kalorinin altı), ceninin sağlığı ciddi şekilde riske girer. Bu noktada hamilelik sırasında diyet kısıtlamaları, annenin kilosunu orantısa! olarak gelişen bebekten daha az etkilemektedir. Yetersiz diyet, üçüncü üç aylık dönemde bebeğin en hızlı gelişmesi gereken zamanda en büyük zararı yapar.

Eki 10

Eğer kilo vermek istiyorsanız en başta kaçınmanız gereken yiyecekler işlenmiş yiyeceklerdir: Tatlandırıcılar, şekerlemeler, abur cubur yiyecekler ve unlu yiyecekler; bunların yağsız olması hiçbir şeyi değiştirmez. Bu besinlerden uzak durmanızı sağlayacak iradeye ve kuvvete Lida sayesinde sahip olacaksınız. Hemen hemen bütün kilo verme otoriteleri bu konuda aynı görüştedirler: Çörek, makarna ve ekmek de dahil olmak üzere rafine karbonhidratları yemeyi bırakmalısınız. İnsan vücudu düşünüldüğünde, makarna gibi az lifli karbonhidratlar beyaz şeker kadar zararlıdır. Makarna kesinlikle sağlıklı olmayan, zararlı bir yiyecektir.

Doğal ürünler satan dükkânlardaki tam tahıllı makarnalar ya da fasulyelerden yapılan makarnalar, beyaz unla yapılanlardan daha iyi bir seçimdir. Burada unutulmaması gereken nokta, rafine tahılların aldığımız kalorilerin sadece çok küçük bir yüzdesini oluşturması gerektiğidir.

Ya çörekler? Pastaneden aldığınız “tam buğdaylı” çörek gerçekten de tam tahıldan mı yapılmıştır? Hayır; çoğunlukla bu çöreklerde ağırlıklı olarak beyaz un vardır. Bazen bunu anlamak güçtür. Makarnaların, ekmeklerin, kurabiyelerin, krakerlerin ve diğer tahıl ürünlerinin yüzde doksan dokuzu beyaz undan yapılır. Bazen biraz tam buğday ya da karamela boyası eklenir ve siz de onun tam buğdaydan yapıldığını sanırsınız. Ama Öyle değildir. Esmer ekmeklerin çoğu, beyaz undan yapılmış ekmeğin sahte bir şekilde renklendirilmesiyle elde edilir. Türkiyen topraklarında yetişen buğday zaten besin açısından yoğun bir yiyecek değilken, yiyecek üreticileri bir de onun en değerli kısmını atar, rengini açar, koruyucular, tuz, şeker, boya ekler ve ekmek, kahvaltılık gevrek ve diğer yaygın yiyecekleri üretirler. Buna rağmen birçok Türkiyelı az yağlı oldukları için bu yiyecekleri sağlıklı zanneder.

Sorun, Toprağın Besinlerden Yoksun Kalması Değil, Bizim Yiyecek Seçimlerimizdir. Duyduğunuz onca korkutucu hikâyeye rağmen, topraklarımız besinler açısından çoraklaşmamıştır. Kaliforniya, Washington, Oregon, Teksas, Florida ve diğer eyaletler, meyve, sebze, fasulye, kuruyemiş ve çekirdeklerimizin çoğunu üreten ve hala zengin ve verimli olan topraklara sahiptir. Türkiye dünyada besin açısından en zengin ürünlerden bazılarını üretmektedir.

Resmi kaynaklar yiyeceklerin besinsel analizlerini yayınlarlar. Ülkenin her tarafındaki süpermarketlerden yiyecekler alınır, analiz edilir ve sonuçları yayınlanır. Birçok sağlıklı yiyecek ve tamamlayıcı taraftarının iddialarının aksine, bu ülkede yetiştirilen ürünler besinler açısından zengin ve mineral seviyeleri yüksektir; özellikle de fasulye, kuruyemiş, çekirdek, meyve ve sebzelerde. Bununla birlikte Türkiye’da üretilen tahıllarda, sebzelerdeki mineral yoğunluğu yoktur. Güneydoğu eyaletlerindeki tahıl ve hayvan yemi olarak kullanılan ekinler en zayıf olanlardır; ama bu eyaletlerde bile ekinlerin sadece küçük bir yüzdesinde minerallerin eksik olduğu bulunmuştur.

Değişik topraklarda yetişen çok çeşitli bitkisel yiyeceklerden oluşan bir diyet uygulandığında, toprağın yetersizliği nedeniyle besinsel eksiklik çekme tehlikesi ortadan kalkar. Bazı besinsel tamamlayıcı savunucularının iddia ettiği gibi Türkiyelılar toprağın besinsizliği nedeniyle besin eksikliği çekmemektedirler. Türkiyelılar besin eksikliği çekmektedirler, çünkü yeterli miktarda taze ürün yememektedirler. Türkiyelıların tükettiği kalorilerin yüzde 90′ı rafine yiyeceklerden ya da hayvansal ürünlerden gelmektedir. Rafine edilmemiş bitkisel yiyeceklerden bu kadar az tüketirken besin eksikliği çekmemek mümkün mü?

Türkiyen diyetindeki kalorilerin yüzde 40′ından fazlası besin içermeyen şeker ya da rafine tahıllardan geldiğinden Türkiyelılar, ciddi seviyede kötü beslenmektedirler. Rafine şekerler, onları ne kadar fazla tüketirsek o kadar kötü beslenmemize yol açarlar. Türkiye’da görülen yüksek kanser ve kalp krizi oranında suç kısmen şekere aittir.

Şeker konusundaki tek kaygımız diş çürükleri olmamalıdır. Çoğu Türkiyen ailesi gibi kalorilerimizin çoğunu almak için şeker, beyaz un ve yağı kullanırsak ve çocuklarımızın da kul-lanmasına izin verirsek, ömür boyu hastalıklarla uğraşmaya ve erken ölüme kendimizi mahkûm etmiş oluruz.

Rafine şekerler; sofra şekerini (sukroz), süt şekerini (laktoz), balı, esmer şekeri, yüksek früktozlu mısır şekerini, şeker pekmezini, mısır tatlandırıcılarını ve meyve suyu konsantrelerini içerir. Çocukların çoğunun içtiği şişede ya da karton kutularda satılan meyve suları bile besinsiz yiyeceklerdir ve obezite ve hastalığa neden olurlar. Besinsel karnesi bakımından şekerli sudan çok da farklı olmayan işlenmiş elma suyu, okul öncesi çocuklar tarafından tüketilen meyve porsiyon-larının yüzde 50′sini oluşturmaktadır. Örneğin, bütün bir elmada bulunan C vitamininden elma suyunda hiç yoktur. Portakallar en besleyici meyve suyunu oluştururlar, ama portakal suyu bile orijinal bir portakalla karşılaştırılamaz. Turunçgillerde, anti-kanser bileşenlerin çoğu, meyvenin suyu sıkılırken atılan zar ve meyvenin etli kısmında bulunur. Karton kutularda satılan portakal sularında, bir portakalda bulunan C vitamini miktarının yüzde 10′undan daha azı bulunur; lif ve fitokim yasalların oranı ise daha bile azdır. Meyve suyu meyve değildir ve ambalajlı meyve suları taze meyvede bulunan besinlerin onda birini bile içermez. Lif açısından fakir olan işlenmiş karbonhidratlar, şeker emilimini yavaşlatmayı başaramazlar ve glikoz seviyelerinde geniş dalgalanmalara neden olurlar.

Boş kalori, boş kaloridir. “Meyve suyu” ile tatlandırılmış kurabiye, reçel ve diğer işlenmiş yiyecekler (doğal ürünler satan bir dükkandan alınmış olsalar bile) kulağa daha sağlıklı gelir ama beyaz şekerli ürünler kadar kötüdürler. Meyve suyu konsantre edilip tatlandırıcı olarak kullanıldığı zaman bütün sağlıklı besinsel bileşenleri yok olur, geriye sade şeker kalır. Vücudunuz açısından rafine şeker ile meyve suyu tatlandırıcıları, bal, meyve suyu konsantresi ya da diğer konsantre tatlandırıcılar arasında bir fark yoktur. Tatlı yeme güdümüz, imitasyonları değil gerçek meyveleri tüketmemiz ve onların zevkini çıkarmamız için doğa tarafından bize verilmiştir. Taze sıkılmış portakal suyu ve diğer taze meyve ve sebze suları, orijinal vitamin ve minerallerin çoğunu içeren nispeten sağlıklı yiyeceklerdir. Sağlıklı yiyeceklere yönelip, Lida sarfiyatı süresince kalayca ve sağlıklıca kilo verebilirsiniz. Fakat tatlı meyve suları ve hatta havuç suyu, lif içermedikleri ve şeker konsantrasyonları yüksek olduğu için ölçülü bir şekilde kullanılmalıdırlar. Ve kilo vermek isteyenler için ideal yiyeceklerden değillerdir. Ben genellikle bu suları tek başına bir içecek olarak değil, salata ya da diğer yemeklere sos olarak kullanırım. Taze meyveler ve hatta kurutulmuş meyveler, çeşitli koruyucu besin ve fitokimyasalları içerirler; bu nedenle gerçek yiyeceklerden uzaklaşmayın.

Eki 9

Evrensel bir bilgi olan astrolojinin, son zamanlarda, deneme-yanılma yoluyla da sınanarak insan sağlığıyla ilgili ana ipuçlarını verebildiği dikkat çekmiştir, insan sağlığıyla ilgili güçlü ve zayıf bedensel özelliklerimiz, doğum esnasında, güneş ve yıldızların akıttığı enerji cinsiyle çok yakından ilişkilidir. Örneğin dış ve bedensel görünüşümüzü gösteren doğum haritamızın yükselen çizgisinin altındaki 1. evde her şeyi büyütme ve genişletme özelliği olan Jüpiter gezegenin bulunması, o kişiyi yaşamı boyunca kolay kilo almaya ve şişman olmaya yönlendirecektir. Bunun tersi olarak, aynı 1. evde genelde kısıtlatıcı ve disiplin verici özellikleri olan Satürn gezegeni bulunuyorsa, o kişi hayatı boyunca ince bir yapıda olacaktır. Öz burcu veya yükseleni veya Ay burcunda kuvvetli Yengeç özellikleri taşıyan bir kişide hormonlar etkilenebilir ve buna bağlı olarak da kilo değişebilir. Haritamızdaki Yay burcu veya Jüpiter özellikleri, doğaya açılmayla ilgili etkiler verirken, kuvvetli bir Mars etkisi kasları, adaleleri çalıştırır, hareket ve spor için gerekli enerjiyi verir. Neptün’ün ters etkisi alkol, ilaç-madde bağımlıları ortaya çıkarıp, doğal dengemizi, metabolizmamızı bozmaya yol açabilir. Doğum anındaki astrolojik burcumuz bize hayat boyunca genel sağlık etkilerinin nasıl olduğunu gös-terir. Oysa aslında sağlığımızı gösteren 6. evde hangi burcun olduğu ve gezegenlerin ne şekilde yerleştiğidir. Sağlık ve astroloji çok derin bir konu olup, şişmanlık konusunda ne kadar avantajlı veya dezavantajlı olduğumuzu bize gösterebilir. Elbette, astroloji bir uzmanlık konusu olduğu gibi, sağlık astrolojisi de ayrı bir uzmanlık konusudur.

Biz eğer astrolojik olarak kilo alma ve biriktirme dönemindeysek, büyük gayretle bile yavaş kilo veririz veya kilo verme isteği içimizde belirmez. Lida bunun önüne rahatlıkla geçse de enerjilerin büyüme, geliştirme şeklinde aktığı dönemlerde veya örneğin, güneşin Jüpiter’le olumlu açı yaptığı dönemlerde, evrensel mekanizmalar, bizim kendimizi daha tembel hissetmemizi, keyfe ve yemeğe daha düşkün olmamızı sağlar. Bu şöyle olur: her insanın beyni ve sinir sistemi, çok güçlü bir alıcı ve verici gibi çalışır. Evrensel ve kozmik enerjiler, bizim bu alıcı antenimize (beyin ve sinir sistemimize) öyle bir etki ederler ki, biz o şekilde hisseder ve düşünürüz, içimizde bu enerjilere uygun olarak var olmaya başlayan düşünceler, bunu madde düzeyine dönüştürecek şekilde davranmamıza ve eyleme geçmemize yol açar. Biz niye bu şekilde davrandığımızı tam olarak bilemeyiz ve örneğin spor yapmayız, kendimizi tutamayıp atıştırırız, yanlış besleniriz, kilo alırız. Bunun tersi durumlarda ise, örneğin doğum haritasında ince olmak için avantajlı açıları olan veya transit geçen gezegenlerin bu yönde bir olumlu enerji akıttığı dönemlerde, doğayla olan enerji uyumumuz çok daha kolay ve akıcı olur. Ve kendimizi iradeli, spor ve egzersiz yapan, bilinçli ve sağlıklı beslenen ve tüm bu kuralları zevkle ve şevkle yapan bir kişi olarak buluruz. Bu nedenle kişinin doğum astrolojik haritası ile transit ve progressler dediğimiz hayatının o dönemindeki astrolojik özellikleri de bilmesi önemlidir. Hatta zayıflamak isteyen kişi ile baş vurduğu doktor ve diyetisyenin astrolojik uyumu da önemlidir. Halk arasında “Yıldızlarımız barıştı” veya “Yıldızlarımız tutmadı” deyimlerinin altında aslında çok derin bir bilgi ve bilim yatmaktadır.

Meslek hayatımın bazı dönemlerinde, tüm gayretlerime rağmen bazı hastalarıma iyi bir elektrik veremediğimi ve aramızda uzun süreli pozitif bir bağ kuramadığımı biliyorum. Bunun altında yatan nedenin ise o döneme ait astrolojik nedenlere de bağlı olan, enerji uyumsuzluğudur. Gerek zayıflamayla ilgili olsun gerekse sağlıkla ilgili olsun, enerjilerle ilgili bir eksiklik veya uyumsuzluk varsa tümden de çaresiz değiliz. Eksik veya fazla olan enerjiyi dengelemek için bazı genel enerji teknikleri olduğu gibi (meditasyon, reiki, evrensel enerji, astrolojik taşlar, polarite tedavisi, biyoenerji, manyetik tedavi), özel, ruhsal, manevî tekniklerle de, eksik veya fazla olan ilgili gezegen enerjisi özel olarak beslenebilir ve düzeltilebilir. Sonuç olarak şunu söyleyebilirim ki, hepimiz ruhsal bir deneyim için bu boyuttayız. Kendi özümüzü iyi tanımak ve Yaradan’ın bizi bu boyuta gönderirken, ne şekildeki bir programla yüklediğini ve nasıl bir donanımla donattığını bilmek ve yaşamımız boyunca ne zaman olumlu, ne zaman da sert enerji akışlarına maruz kalacağımızı bilmek, bu boyuttaki evrim yolculuğumuzu daha verimli ve doyurucu bir şekilde yaşamamıza yardımcı olur. Yaradandan gelen bu büyük nimet Lida’ nın da kıymetini bilmek gerekir. Yani bu durumu, “kendi kullanım kılavuzumuzu öğrenmek” ve “eşyayı, tabiatına uygun olarak kullanmak” diye de adlandırabiliriz.

Zayıflama ve astroloji

Evrensel bir bilgi olan astrolojinin, son zamanlar­da, deneme-yanılma yoluyla da sınanarak insan sağlığıyla ilgili ana ipuçlarını verebildiği dikkat çek­miştir, insan sağlığıyla ilgili güçlü ve zayıf bedensel özelliklerimiz, doğum esnasında, güneş ve yıldızların akıttığı enerji cinsiyle çok yakından ilişkilidir. Örneğin dış ve bedensel görünüşümüzü gösteren doğum haritamızın yükselen çizgisinin altındaki 1. evde her şeyi büyütme ve genişletme özelliği olan Jüpiter gezegenin bulunması, o kişiyi yaşamı boyunca kolay kilo almaya ve şişman olmaya yönlendirecektir. Bunun tersi olarak, aynı 1. evde genelde kısıtlatıcı ve disiplin verici özellikleri olan Satürn gezegeni bulunuyorsa, o kişi hayatı boyunca ince bir yapıda olacaktır. Öz burcu veya yükseleni veya Ay burcun­da kuvvetli Yengeç özellikleri taşıyan bir kişide hor­monlar etkilenebilir ve buna bağlı olarak da kilo değişebilir. Haritamızdaki Yay burcu veya Jüpiter özellikleri, doğaya açılmayla ilgili etkiler verirken, kuv­vetli bir Mars etkisi kasları, adaleleri çalıştırır, hareket ve spor için gerekli enerjiyi verir. Neptün’ün ters et­kisi alkol, ilaç-madde bağımlıları ortaya çıkarıp, doğal dengemizi, metabolizmamızı bozmaya yol açabilir. Doğum anındaki astrolojik burcumuz bize hayat boyunca genel sağlık etkilerinin nasıl olduğunu gös­terir. Oysa aslında sağlığımızı gösteren 6. evde han­gi burcun olduğu ve gezegenlerin ne şekilde yerleş­tiğidir. Sağlık ve astroloji çok derin bir konu olup, şiş­manlık konusunda ne kadar avantajlı veya dezavan­tajlı olduğumuzu bize gösterebilir. Elbette, astroloji bir uzmanlık konusu olduğu gibi, sağlık astrolojisi de ayrı bir uzmanlık konusudur.

Biz eğer astrolojik olarak kilo alma ve biriktirme dönemindeysek, büyük gayretle bile yavaş kilo veri­riz veya kilo verme isteği içimizde belirmez. Ener­jilerin büyüme, geliştirme şeklinde aktığı dönemlerde veya örneğin, güneşin Jüpiter’le olumlu açı yaptığı dönemlerde, evrensel mekanizmalar, bizim ken­dimizi daha tembel hissetmemizi, keyfe ve yemeğe daha düşkün olmamızı sağlar. Bu şöyle olur: her in­sanın beyni ve sinir sistemi, çok güçlü bir alıcı ve verici gibi çalışır. Evrensel ve kozmik enerjiler, bizim bu alıcı antenimize (beyin ve sinir sistemimize) öyle bir etki ederler ki, biz o şekilde hisseder ve düşünürüz, içimizde bu enerjilere uygun olarak var olmaya başlayan düşünceler, bunu madde düzeyine dönüştürecek şekilde davranmamıza ve eyleme geçmemize yol açar. Biz niye bu şekilde davrandığımızı tam olarak bilemeyiz ve örneğin spor yap­mayız, kendimizi tutamayıp atıştırırız, yanlış bes­leniriz, kilo alırız. Bunun tersi durumlarda ise, örneğin doğum haritasında ince olmak için avantajlı açıları olan veya transit geçen gezegenlerin bu yönde bir olumlu enerji akıttığı dönemlerde, doğayla olan enerji uyumumuz çok daha kolay ve akıcı olur. Ve kendimizi iradeli, spor ve egzersiz yapan, bilinçli ve sağlık­lı beslenen ve tüm bu kuralları zevkle ve şevkle yapan bir kişi olarak buluruz. Bu nedenle kişinin doğum astrolojik haritası ile transit ve progressler dediğimiz hayatının o dönemindeki astrolojik özellik­leri de bilmesi önemlidir. Hatta zayıflamak isteyen kişi ile baş vurduğu doktor ve diyetisyenin astrolojik uyumu da önemlidir. Halk arasında “Yıldızlarımız barıştı” veya “Yıldızlarımız tutmadı” deyimlerinin altın­da aslında çok derin bir bilgi ve bilim yatmaktadır.

Meslek hayatımın bazı dönemlerinde, tüm gay­retlerime rağmen bazı hastalarıma iyi bir elektrik veremediğimi ve aramızda uzun süreli pozitif bir bağ kuramadığımı biliyorum. Bunun altında yatan nedenin ise o döneme ait astrolojik nedenlere de bağlı olan, enerji uyumsuzluğudur. Gerek zayıf­lamayla ilgili olsun gerekse sağlıkla ilgili olsun, ener­jilerle ilgili bir eksiklik veya uyumsuzluk varsa tümden de çaresiz değiliz. Eksik veya fazla olan enerjiyi den­gelemek için bazı genel enerji teknikleri olduğu gibi (meditasyon, reiki, evrensel enerji, astrolojik taşlar, polarite tedavisi, biyoenerji, manyetik tedavi), özel, ruhsal, manevî tekniklerle de, eksik veya fazla olan il­gili gezegen enerjisi özel olarak beslenebilir ve düzeltilebilir. Sonuç olarak şunu söyleyebilirim ki, hepimiz ruhsal bir deneyim için bu boyuttayız. Kendi özümüzü iyi tanımak ve Yaradan’ın bizi bu boyuta gönderirken, ne şekildeki bir programla yüklediğini ve nasıl bir donanımla donattığını bilmek ve yaşamımız boyunca ne zaman olumlu, ne zaman da sert enerji akışlarına maruz kalacağımızı bilmek, bu boyuttaki evrim yolculuğumuzu daha verimli ve doyurucu bir şekilde yaşamamıza yardımcı olur. Yani bu durumu, “kendi kullanım kılavuzumuzu öğren­mek” ve “eşyayı, tabiatına uygun olarak kullanmak” diye de adlandırabiliriz.

Eki 8

Paçana adı verilen özel baharat karışımları, özellikle Lida müdavimleri için yemeğin sindirilmesi için yararlıdır. Baharatlar tek başı­na kullanılabileceği gibi karışım halinde de kullanıla­bilir.

Paçana baharatları: zencefil, zerdeçal, kimyon, karabiber, kakule, nane, kişniş, tarçın, kaya tuzu, şeytantersi, rezene, karahalile.  Bazen de ağızda çiğnenen birtakım baharatlar, yemekten sonra hazmı kolaylaştırabilir. Ağızdaki olumsuz tadı değiştirmek, toksin atmak ve hazmı kolaylaştırmak için ideal karışım şöyledir: 100 gr re­zene tohumu, 50 gr kakulenin iç çekirdekleri, 40 gr karanfil ve 60 gr kadar tane kişniş, nem almayacak bir kabın içinde karıştırılır. Eğer kilo problemi yoksa az miktarda nöbetşekeri de eklenirse, hazma çok yardımcı olur. İşi nedeniyle bu karışımı yanında taşı­yamayacak kişilerin, kakule çekirdeği ve tane karanfil çiğnemesi de etkilidir.

Baharatlar toz, kök, dekoksiyon (kaynatıp özünü çıkarma) ve koku yoluyla kullanılabilir. Aşırı baharat tüketmenin, sindirim sistemi üzerinde olumsuz etkisi vardır. Ayurveda’ da çok sorulan sorulardan biri de, kırmızıbiberi neden fazla kullanmadığımızdır. Kırmızı­biber hazmettiricidir, fakat fazla miktarda tüketildi­ğinde, kişinin sindirim sistemini olumsuz etkiler. An­cak az miktarda tüketilirse, kişiye zindelik verir, be­deni ısıtır, yağların erimesine yardımcı olur. Lida kullanımınızı yerinde ve miktarında baharatla desteklerseniz sonuç iyileşecektir.

Aşağıda sayılan beş gıda maddesini tüketmek ki­şinin ruh sağlığını olumsuz etkiler.

  • Yerfıstığı
  • Mantar
  • Kırmızı pul biber
  • Sarımsak
  • Soğan

Soğan ve sarımsak Ayurveda’ da ilaç olarak kul­lanılır. Zayıflamada kullanılabilir bir madde olan man­tarın karması (görevi ve işlevi) ise, bu gezegendeki ölü hücrelerden (yapraklar, böcekler, bitki artıkları) beslenmektir. Mantarın karmasında, atıkları açığa çı­karmak ve bunları dönüştürerek kendi yapısına kat­mak vardır. Bilinçli ortamlarda yetiştirilen kültür man­tarlarında aynı sakınca bulunmayabilir.

Sindirim sitemi zayıf kişilerde, ayrıca kür yapılarak sindirim ateşinin kuvvetlendirilmesi sağlanabilir. Pançakarma tedavi kürleri sırasında, bu tarz paçana kürleri uygulanabilir.

Bağırsak temizliği (virechena)

Bağırsak temizliği, bağırsaklarda birikmiş olan toksinlerin etkili bir şekilde boşaltılmasıdır. Lida kullanımı sırasında ve süresince bu temizlik işinizi çok kolaylaştırabilir. Ayrıca bir sağlık kürüdür. Önce yak­laşık üç çorba kaşığı kadar hintyağı içildikten sonra, iyice acıkana kadar uzun bir süre hiçbir yiyecek yen­mez. Gün içinde bol bol ılık su içilir. Boşalmış sindi­rim sistemini temizlemek için, ılık su içimi oldukça faydalıdır. Hintyağı içildikten sonra acıkınca, yemek olarak sulu diyet verilir. Hafif ve sulu bir sebze yeme­ği tercih edilir. Hayvansal hiçbir gıda alınmamalıdır. Aşırı soğuk ve sıcak yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Karbonatlı ve baharatlı yiyecek ve içeceklerden uzak durulmalıdır. Hafif ve sulu yiyecekler alınarak sindirim sistemi ve özellikle karaciğer dinlendirilir, beden arın­dırılır. Hayvansal gıda olarak çok sulandırılmış ayran ve biraz, ballı ve limonlu ılık su alınabilir. Böyle bir günde, çok acıkana kadar ılık su, çok acıkınca ise ballı ılık su veya sulandırılmış ayran içmek, daha da acıkınca sebze çorbası ve şekersiz komposto veya gazı uçmuş madensuyu içmek uygundur.

Fazla kilolu olanların yaz aylarında bu işlemi yap­maları, bunun için özellikle çalışmadıkları bir günü tercih etmeleri ve arkasından sulu diyet yaparak kilo vermeleri mümkündür. Yaz aylarında, 1 -2 kere sulu diyet yapılabilir. Saf hintyağı, sabah aç kama alınır. Eğer tolere edilmiyorsa taze portakal suyuyla karıştı­rılır, üzerine bir miktar nane çayı içilerek ağızdaki kö­tü tadın ve bulantının giderilmesi sağlanır.

Pitta’lar için iyi olan bağırsak temizliğini, her beden tipi, özellikle yazın aşırı sıcaklarda yapmalıdır. Pitta’lar için ideal saat, sabah 10.00–11.00 arası aç kamadır. Vata ve Kapha’lar için ise, sabahın ilk saat­leri uygundur. Eğer hintyağı tolere edilemiyorsa bazı Ayurvedik preparatlarla (tablet şeklinde) bağırsak te­mizliği yapılabilir. Aynı zamanda, yazın ortasına ve sonuna doğru çok yükselmiş olan sindi­rim ateşi bu yolla dengelenerek sonbaharda oluşabi­lecek mide kanamalarına engel olunabilir. Pitta’larda son derece iyi sonuç veren bu yöntemin, Vata ve Kapha’larda çok sık uygulanması doğru değildir.

Eki 8

Anadolu yemek kültüründe, Osmanlı mutfağında çeperli bakliyatlar, buğday, arındırılmış un, posalı meyve gibi gıdalar yaygın olarak kullanılırken, günümüzde rafine gıdalara dönülmüştür. Aslında Ege ve Akdeniz bölgelerinin zeytinyağlıları, İç Anadolu’nun çeperli gıda ve bakliyatları, özellikle esmer un ve kepek tüketimi asla kültürümüzden çıkmamalıdır.

Ayurvedik beslenme
Beslenme konusunda, çoğu insanın yaptığı en büyük hata, sabah kahvaltısını ve öğle yemeğini atlayıp sadece akşam yemeğini günün ana öğünü olarak yemektir. Ayurveda, ana öğünün öğlen yemeği olmasını önerir. Sabah kahvaltısının ve akşam yemeğinin daha hafif olmasını tercih eder. Sabah kahvaltısından takribi 15-20 dakika önce Lida kullanımı unutulmamalıdır. ata beden tipindeki-ler için kahvaltı uygun olmakla birlikte, Kapha beden tipindekiler için sabah kahvaltısı atlanabilir. Kahvaltıyı prens gibi, öğle yemeğini kral gibi, akşam yemeğini fakir gibi yemek sağlıklı kalmanın temel kuralıdır.

Akşamları, özellikle geç saatlerde (20:00-21:00 gibi) vücut kendini dinlendirdiği için metabolizma yavaşlar, sindirim sistemi yavaşlar, salgılarında azalma olur ve yenen yemekler metabolize olmadan depolanır. Akşamları yağlı yiyecekler tüketilmemeli, özellikle yoğurt, peynir, mayonez gibi ağır ve mayalı gıdalar yenmemelidir.

Ne yemeli/he yememeli?
Vejetaryen olmayanlara, aynı gün içinde, birden 52 fazla et türü tüketmemelerini öneririm. Örneğin, balık ve salamlı tost; tavuk, jambon ve deniz ürünlü karışık pizza; beyaz et ve kırmızı et aynı anda yenmemelidir. Tavuklu çorba içip üstüne kıymalı börek yemek; sucuğu, hindiyi, jambonu veya Çin mutfağındaki birçok et türünü bir arada tüketmek bağışıklık sistemini zorlayabilir, hazımsızlık yapabilir. Aynı öğün, hatta aynı gün içinde, et, tavuk, balık vb diğer gıdaları tüketen kişilerde, alerjik yakınmalar ve sindirim sistemi rahatsızlıkları gözlemledim. Vejetaryen olmayı başa-ramayanların, günde sadece bir öğünü hayvansal protein ağırlıklı yemeleri, aynı gün içinde ikinci bir et türünü yememeleri, sindirimi ağır ve zor olduğu için, hayvansal proteinleri mümkünse gece tüketmemeleri doğru olacaktır. Buna uygun davranan kişilerin, alerjik yakınmalarının, bağışıklık sistemi problemlerinin, sindirim sorunlarının, hatta kilo verme hızlarının olumlu yönde etkilendiğini çalışmalarımda gözlemledim.

Tüketilen yağların cinsi de önemlidir. Katı yağlar mümkünse tüketilmemeli, sıvı yağlar ise az miktarda tüketilmeli ve zeytinyağı tercih edilmelidir. Tükettiğimiz, süt, yoğurt, yumurta, et gibi gıdalar da zaten yağ içerir. Bu tip besinleri alanların, günlük yağ ihtiyacının önemli bir bölümü de karşılanmış olur.

Kabukları çıkarılmış pirinç, buğday, beyaz şeker gibi rafine gıdalardaki karbonhidratlar hızla kana karışarak, kan şekerini süratle yükseltir ve bu gıdalar tüketildiği sürece düzenli kilo alınmasını sağlar. Bu nedenle sağlıklı kilo vermek isteyen bireylerin, rafine gıdalarla yapılmış yiyecekleri tüketmemeleri tavsiye
edilir.

Gün boyu bol su içerek bedenimizi zinde tutmalıyız. Sağlıklı zayıflamanın en önemli yolu Önceden yeterince kaynamış ve soğutulmuş su içmektir. Belirli durumlarda limonlu, karanfilli, naneli su içilebilir. Meyveler genellikle yemek öncesi ve soğuk olmamak şartıyla yenmelidir. Lida ile zayıflamak istiyorsanız meyve tüketiminin önemini dikkate almalısınız. Lifli olduklarından, yemeğe başlarken veya öğün aralarında yenildiğinde, sindirim sistemine geçişleri hızlı olur ve yine lifli olduklarından, aç karna yenildiğinde, mideyi ilk olarak onlar terk eder. Alışkanlık gereği yemek sonrası yenildiğinde, meyveler mide ısısında beklemiş olur, zamanla etilalkol açığa çıkar ki, bu da bir çeşit çürüme etkisinin sonucudur.
Eğer kalın kabuklu değilse, meyveleri kabuklarıyla birlikte yemek daha uygundur.


Nasıl ve hangi ortamda yemeli?

Yemeklerin sadece miktar olarak ne kadar yendiği değil, ne şekilde ve hangi ruh haliyle tüketildiği de çok önemlidir. Örneğin sinirli bir şekilde yenilen yemek ile rahat bir halde, mutlu, sakin bir ortamda yenilen yemeğin sindirimleri kesinlikle aynı olamaz. Gergin ve sinirliyken yenilen yemekler çok farklı bir şekilde sindirilir ve metabolize olur. Oysa huzur dolu bir ortamda ve stressiz yenilen yemekler ise çok daha iyi sindirilerek metabolize olur. Zayıflamak isteyen kişilerin yemeklerini sakin bir ortamda yemeleri, yemeğe konsantre olmaları ve her lokmayı yavaş yavaş çiğnemeleri gerekir. Eğer yemek çok hızlı yenirse, doyduğumuzu hissetmemizi sağlayan mekanizmalar, yemek yeme hızımız kadar çabuk devreye girmediğinden, kişi doyduğunu anlayana kadar çok fazla yemiş olur ve böylece kilo alır. Yani, ne kadar hızlı yersek, doyduğumuzu o kadar geç hissederiz ve ne kadar yavaş yersek, yeme hızımız ile doyma hissimiz birbirine o kadar yakın sürelerde gerçekleşir.

Yemek, yavaş yavaş, küçük lokmalar halinde, dikkatle çiğnenerek yenmelidir. O an tabakta duran moleküller şahsımıza ait ünite ve moleküller olacaktır. Onları saygı göstererek yemeliyiz. Asla yiyecekleri ağzımızdan içeri aceleyle tepilmesi gereken maddeler gibi görmemeliyiz. Tüm dinlerde yemek öncesi edilen dua, bu saygının bir ifadesidir. Yaradan’a bu nimetleri verdiği için teşekkür edilmelidir. Böylece sindirim sistemi sakinleşir ve besinleri sindirmeye hazır hale gelir. Bu tür bir inancı olmayan kişilerin, için den bir teşekkür geçirmesi bile yeterlidir. Gün içindeki yoğun tempoda zamana karşı yarışarak beslenmek doğru değildir.

Yemek yenen ortam da, en az yemekler kadar önemlidir. Ayakta atıştırmak yanlıştır. Televizyon seyrederken, gazete okurken ve hesap yaparken veya iş toplantıları esnasında yemek yemek de, yine aynı nedenlerden dolayı doğru değildir.

Yemeklerden sonra 5-10 dakika, yemeklerin midemizde oturmasına izin vermeli, sindirimin başlamasına yardımcı olmak için beklemeli ve efor gerektiren hareketlerden kaçınmalıyız.

Vejetaryen

« Önceki Gönderiler Sonraki Gönderiler »