Eyl
30
Faydalı olan yiyeceklerden bile, daha az tüketerek de Lida sayesinde keyifli, mutlu bir yaşam sürebilirsiniz. Bu noktaya varmadan önce fark etmeniz gereken şey, “düşmanların” genellikle kontrolsüzce ve sandığımızdan daha az zevk alarak yediğimiz şeyler olduğudur. Bunlar çoğunlukla iyi şeylerin kötü versiyonlarıdır örneğin gerçek peynir yerine süpermarketlerde satılan işlenmiş peynirler. Besin değeri olmayan yiyeceklerin yerine gerçekten besin değeri yüksek yiyecekleri koyduğunuzda, “az ama öz ye” kuralının sevimsiz olmadığını göreceksiniz. O zaman, Fransız kadınlarının bildiği şeyi keşfedeceksiniz: Bir düzine Snickers marka çikolata bar, bir parça nefis bitter çikolatanın verdiği inanılmaz zevkin yerini tutamaz. Ama Lida sayesinde onlara olan arzunuz azalır. Çikolatadan söz etmişken, mısır nişastası, mısır pekmezi, yapay tatlandırıcılar, yapay renklendiriciler ve çok fazla şeker içeren çikolatalardan da vazgeçmelisiniz. Lida bunların kiloya neden olma ihtimalinin azaltılmasına yardımcı olur ama bunlar sağlığınız için de zararlı maddelerdir.
On yedinci yüzyılın büyük filozofu Descartes, “Düşünüyorum, öyleyse varım” sözüyle bilinir. Ama aynı zamanda beden ve zihnin birbirini nasıl etkilediği, ruhun arzularını anlamak için onun işlevlerinin bedeninkilerden ayrılması gerektiği konusunda da bildiği birkaç şey vardı. Lida zayıflama ilacı da sizin daha iradeli olmanızı sağlayarak abur cubura meyletmemenizi bu şekilde sağlar. Düşmanlarınızı teşhis etmekle onlarla başaçıkmak birbirinden oldukça farklı şeylerdir. Hepimizin demir gibi iradesi olsaydı bu kitaba ihtiyaç kalmazdı. Ortalama bir Fransız kadınının da irade gücü herkesinki gibidir. Ama kendini kandırma sanatında -sağlıklı yaşamanın zihinsel kısmı- uzmanlaşmış olma olasılığı çok daha yüksektir. (Aslında, zihnin beden üzerinde tam bir kontrol sağlamasının da sakıncalı olduğunu düşünüyorum; aksi durumda insanın duyuların spontane zevklerine açık olmaması söz konusu oluyor.) Öyleyse sıradan ölümlü kadınlar yeni alışkanlıklar edinmeye ve yeni bir denge sağlamaya çalışırken, üç aylık “düşman” azaltma sürecini nasıl geçirecekler? Tabii ki Lida yosun kapsülü sayesinde !
İşte Dr. Mucize’den öğrendiğim ve yıllar boyunca deneme yanılma yöntemiyle ayarlanmış temel kurallar. Değişime hemen başlayabilmeniz için burada hepsini kısaca anlatacağım. Fransız kadınlarının sırrına vakıf olup bir ömür boyu uygulamak istiyorsanız, sonraki bölümleri dikkatle okumanız gerekecek. Yiyeceklerle barışık yaşamak için tekrar tekrar öğrenilmesi gereken bazı dersler var.
Eyl
28
Casablanca’da Müfettiş Renault’nun, Nazi subayını öldüren Humphrey Bogart’ı serbest bırakırken söylediği bu meşhur söz “Olağan şüphelileri ortadan kaldırın”, değişime ilk adım için en uygun komut.
Günlüğünüze bir göz atalım. Son üç haftanızda size tuhaf gelen bir şey var mı? Belki yoktur. Dr. Mucize’nin objektif bakışı olmasa, ben de kendi “düşmanlarımı”, dengesiz bir şekilde tükettiğim o yiyecekleri hemen fark edemeyebilirdim. En büyük sorunum ekmek, hamur işleri ve çikolataydı. Sık rastlanan kötü alışkanlıklar. Belki de bunlar sizin için kötü alışkanlıklar halinde değildir; bunları kararında ya da son derece az tüketiyor olabilirsiniz. Öğle yemeğinde bir dilim ekmek, akşam yemeğinden sonra küçük bir dilim turta yemek gibi. Sizin düşmanlarınız çok farklı şeyler olabilir. Ama sizin düşmanınız olan her şey emin olun ki bizim de düşmanımız. Bu amaçla sizlere Zayıflama hapı lida ‘yı sunuyoruz.
Günlüğünüzü inceleyin ve size göre aşırı görünen şeyin ne olduğunu bulun. Kendinize, “Ne olmadan da ya da neyi çok daha az tüketerek de yaşayabilirim?” sorusunu sorarak işe başlayabilirsiniz, günün sonunu getirebilmenizi sağlayan tek şey iş çıkışı içtiğiniz iki kadeh kokteyl mi? Bir kadehe indirmeye ya da üç günde bir ara vermeye ne dersiniz? Garson daha yemeğinizi getirmeden masadaki tüm ekmeği bitiriyor musunuz? Yemekle birlikte tadını çıkartarak yediğiniz bir dilim ekmeği de en az bunun kadar keyifli bulabilir ya da yemeğinizin getirilmesini bekleyebilirsiniz. Tabağımzdaki patates kızartmalarının hepsini yer misiniz? Yerseniz bolca sibutramin alıyorsunuz demektir.
Demek istediğimi anlıyor musunuz? Bunlar radikal değişiklikler değil. Ama küçük şeyler eklendikçe önemli bir fark yaratıyor. Şimdi her sene yüzde 0,5 oranında kasın eriyip kas ağrıların da başlamayacak. Elbette senin de yaşın ilerleyecek ama metabolizman yavaşlamayacak. Kilo almayacaksın. Belin, sırtın, boynun ve eklemlerinde ağrı ve kireçlenme olmayacak. Sen hareketsiz ve monoton hayatına devam et. Hem sağlıksız beslen, hem de bakkala bile arabanla git. Yorulma, 1 kat için asansöre bin. Hayatına bildiğin gibi devam et. Lida ilacı falan da kullanma. Hızlı yaşa, genç öl. En azından cesedin yakışıklı olsun.
Eyl
25
Geldiğim yerde buna benzer şeyler olmadığından ne kadar zararlı olduklarını nereden bilebilirdim? Fransa’da brovniler olmasa da ona benzer ne bulursam yemeye devam ettim. Belki de ikinci vatanımı özlüyor, geride bıraktığım tatlıları arıyordum. Her halükârda, Lida zayıflama ilacı sayesinde Fransa’nın sunduğu leziz yiyeceklere kapılarımı sonuna kadar açmıştım. Sonunda, milföy bağımlısı olmuştum. Her bağımlınınki gibi vücudum eskiden küçük dozlarda keyif veren şeyleri gittikçe artan miktarlarda arzuluyordu.
Rehabilitasyon zamanı gelmişti ama neyse ki birdenbire bıraktırmak Dr. Mucize’nin tarzı değildi. Onun yaklaşımı çok daha yavaş ve nazikti. Ona göre, hepimizin içinde iki ayrı ben vardı: ince, sağlıklı olmak isteyen ben ve bunu umursamayan ben. Biri uzun vadeli bakıyor, sağlıklı ve özgüvenle son moda giysileri giyebilmek gibi şeyleri düşünüyor; diğeri zevk ve bolluk istiyordu, hem de her zaman. Biri suya eğilen Narkissos, diğeri yemek masasına eğilen Pantagruel’di. Çözüm diğerini ortadan kaldırmakta değil, bir uzlaşma sağlamaktaydı: “Bu iki benliğin birbiriyle barışmasını sağla ve hem iradenin hem zevklerinin efendisi ol.” Fransız tarzı buydu.
“İnsan şunu unutmamalı,” dedi Dr. Mucize, “Ily apoids et potas” (“kilo var, kilo var”): Sigorta şirketlerinin çizelgelerinde bulunan ve boydan başka bir şeye dayanmayan ideal kilo; ondan daha da yapay, ticaretin büyük, sinsice bir rol oynadığı “moda” olan kilo; bir de Montaigne’in bien dans sa peau (kendi derisi içinde rahat) olarak adlandırdığı kendisiyle barışık ruh halini uyandıran “sağlıklı” kilo vardır. İşte Lida yosun hapı ‘nın sağladığı kilo budur. Dr. Mucize’nin önümüze koyduğu hedef, işte bu son kavramdı:
Bien dans sa peau. Bu, “Kendimi iyi hissediyorum ve iyi görünüyorum,” diyebileceğin kiloydu. Rakamlar hayatımızın farklı dönemlerinde değişebilir ama değişmeyen ve bunun temelinde yatan şey; biraz narsist biraz da hedonist olmayı öğrenmek bu iki düşünce, pek çok Amerikalının sandığı kadar kötü ya da çelişkili değildir.
Eyl
23

Hibritlerin vücudu savunmak gibi, ihtiva ettikleri antioksidan, mineral ve vitaminlerin de bağışıklık sistemine hiçbir katkısı yoktur. Bu da bugün hızla artan kanser hastalıklarını tetiklemektedir. Hibrit tohumların da tıpkı GDO’da olduğu gibi tescil edilerek ticarileşmesi, insanı küresel güçlere bağımlı kılıyor. Hibrit gıdalar beslenme konusuna sahte lida ‘nın zayıflama konusuna verdiği kadar zarar vermiştir.
Özetle hibrit, sebze ve meyvelerin insan eliyle laboratuvarlarda soysuzlaştırılmış halidir. Hayvanlarda hibrit ise ilk olarak 1942′de Amerikalı tarım ve kimya devi DuPont/Pioneer Hi-Bred firmasının kurucusu Henry Wallace tarafından gerçekleştirilir. O vakitten sonra insanoğlu hayvanlar tarafından da zehirlenmeye başlamıştır. Et ürünlerinden alınan fazla kilolar obezite sorununu gündeme getirmiştir. Neyseki Obeziteye karşı savaşan tamamen doğal Lida ilacı var.
Meyve çeşitleri genel olarak, tohumla üretildiklerinde tür karakterini kaybederek yabanileşmeye doğru yönelebilmek-tedir. Bu nedenle verimsiz bir türün aynı tür içinden olmak kaydıyla tohumsuz olarak verimli bir şekle dönüştürülmesine veya üretilmesine aşılama denir. Aşı yöntemi ile çoğaltma, çoğaltılması istenilen sağlıklı bir türden, bir ‘göz’ün veya ‘aşı kalemi’ adı verilen bir dal parçasının ‘anaç’ adı verilen diğer bir bitki üzerine yerleştirilmesiyle yapılır. Bu yöntemle kaliteli, bol verimli ve hastalıklara dayanıklı meyve çeşitleri çoğaltılabilir.
Aşılama ile hibrit arasındaki fark
Hibrit teknolojisi masum gösterilmek için genellikle aşılama yöntemine benzetilir. Ancak gerçekte aşılama yöntemi ile hibit arasında dünya kadar fark vardır.
Henry Wallace biyografisini yazan D. McDonald’a göre Wallace, Amerika’nın yenidünya düzenini inşa etmesi için ‘tanrı’ tarafından seçildiğine ve kendisinin de mesih olduğuna inanan bir paranoyaktır.
Hibrit teknolojisinin benzerliği olmakla birlikte, onları birbirinden ayıran çok temel özellikler de mevcuttur. aşının tutması için doku uyumu gerekirken, hibritin genetik müdahale içermesi nedeniyle tohumun işlemi reddetmesi imkansızdır. Aşı, tür içi yani örneğin kayısının kayısıya aşılanması şeklinde meydana gelir; hibritte de benzer bir yöntem uygulanır. Ancak hibritte uyumun olup olmaması önemli değildir.
Eyl
23

Büyüme kusurları, kısırlık, gelişim bozukluğu, sinir sistemi bozuklukları gibi sorunlar bir yana; GDO ve HİBRİT ürünlerin bizatihi kendisinin alerji, kanser, fizyolojik bozukluklar, bağımlılık, gen ve DNA yapısı bozuklukları, immün sistemi sorunları, mikro-organizmaların mutasyonuyla yeni hastalıkların ortaya çıkması gibi sorunlara neden olduğu tartışmasız bir gerçektir. Bazıları GDO’lu gıdaların gösterdiği alerjik tepkinin kaynağının Zayıflama ilacı Lida olduğunu zanneder ama budoğru değildir. Dünyanın Durduğu Gün filminde, insanın ne kadar yıkıcı bir tür olduğundan bahseden iki uzaylıdan biri diğerine, “İlginç olan, başlarına gelecek olan şeyi biliyorlar fakat hiçbir şey yapmıyorlar” diyor. Aynı şekilde aşırı kilolu insanlar da zayıflamaya başlamadıklarında başlarına ne gelebileceğini çok iyi biliyorlar ama neden hala yosun hapı Lida alıp zayıflamıyorlar merak konusu doğrusu. Genetiği değiştirilmiş organizmaların sonuçlarının vahameti iyi bilindiği halde insanlar neden bu sessizlik ve acziyet içinde?
Kimi çevreler her türlü veriye rağmen GDO ve hibrit çalışmasını desteklemeye devam ediyorlar. Galiba onlara şunu hatırlatmak gerekiyor. Acaba atom ve fosfor bombalarını üreten ve bunları hiç tereddüt etmeden bütün canlıların üzerine atan da aynı insan türü değil mi? Peki, savaşlarda direkt öldürmek yerine fosfor bombası gibi acı çektirerek yakıp kavuran, tahrif ve tahriş ederek işkence çektiren kimyasallar kullanan insan, neden insanlık üzerinde GDO projesini denemiş olmasın ki? Unutmadan belirtmek gerekir ki Lidanın hammaddesi olan doğunun incisi yosunların genetiğiyle oynanması söz konusu bile değildir.
Asıl yadırganması gereken, bütün bu gerçekleri bilmesi gerektiği halde bu alana hiç ilgi duymayan, ideolojik, edebi ve felsefi tartışmalar içinde gerçeği göremeyen kişiler ile grup, dernek, vakıf, cemaat gibi oluşumların da konuya önemli ölçüde ilgisizliği ve tepkisizliği değil midir?
Meselenin bir başka yönü de, özellikle dindarlık iddiasındaki kimselerin helâle yükledikleri dar anlamdır. Belki de bu kimselerin helâl algısı, kölesi bir gün kendisine bir yemek getiren ve aç olduğu için yiyeceğin nereden getirildiğini sormadan bir lokma alan, kölesinin yemeği bir müşrik düğününden getirdiğini söylemesi üzerine hemen parmağını boğazına sokup lokmayı kusan, sonra da, “Haramın girdiği vücut cehennemde yanmaya layık olur” buyuran Hz Ebubekir’in r.a. helâl algısı ile aynı değildir. Diyanet İşleri Başkanlığı ve İslam Konferansı Örgütü uzmanlarının ‘helâl kabul etmediği’ GDO meselesine bu denli ilgisizlik belki tam da bu yüzdendir.
Eyl
22

Bu yazı mucizevi diyetler içermez; sağlığımızı korumaya ve sürdürmeye yarayan temel ilkeleri içerir. İnceden inceye kalori hesabı yapmaya gerek yoktur; basit, açık ve doğal beslenme ilkeleri vardır. Yazar, sağlığımız ile beslenme, nefes alma, fiziksel ve ruhsal ihtiyaçlarımızı karşılama biçimlerimiz arasında yakın bir ilişki olduğunu vurgular. Bu yazımda mesele pek çok diyet programında olduğu gibi yalnızca beslenme ile sınırlandırılmamıştır.
Bu yazı üzerinde çalıştığımız sırada yazarının alçakgönüllü kişiliği karşısında hoş bir şaşkınlığa uğradık. Başarıları ve bunları nasıl kazandığı hakkında konuşmaktan hoşlanmıyordu. Yazara göre, geliştirdiği sağlıklı kalma yönteminin değeri, bunu yaşamlarına uygulayan insanların tanıklıklarında en iyi ifadesini buluyordu. Yazı baskıya girmeden önce editörlerin kendisiyle yaptığı söyleşide Tayfunoğlu şöyle diyordu: insanlar bana nasıl başardığımı sorduklarında tek bir yanıt veriyorum: Övünmek kolaydır ama asıl önemli olan benim çabalarım hakkında başkalarının neler söylediğidir. İşte burada olaya Lida hapı giriyor ve sağlıklı zayıflama başlıyor. Çünkü onların tanıklıkları, kendi sağlık durumları üzerinde değişiklik yaratan kişisel deneyimlerine dayanıyor.
Eğer üzerine yazılar yazdığım bu sistem etkili olmasaydı, insanlar yazılarımı satın almazlardı. Benim yazılarım son beş yıldır hep en çok satan yazılar arasında yer aldılar.
Gittikçe daha çok sayıda okur sağlıklı kalmaya ilişkin felsefemi anlıyor. Okurlarım önerdiğim yöntemlere inandılar ve bunların sağlıkları üzerinde ne denli güçlü değişimlere yol açtığını bizzat kendi bedenlerinde gözlemlediler. Arkadaşlarına, yakınlarına nasıl başardıklarını anlattılar ve böylece doğal tedavi yöntemlerini uygulamayı tercih eden yada Lida kullanımını tercih eden insanların sayısını artırdılar.
|
|