“Bir doktor bir hastalığı ancak kendisi geçirmişse gerçekten tedavi edebilir.” der. Tümüyle aynı görüşte olmasam da kendi hastalık dönemimden büyük bir ders çıkardım. Önceleri sağlıklı olan doktor, hastalığa yakalandığında bu deneyiminden çok şey çıkarabilir.
Geleneksel tıbbın temel ilkelerine bağlıydım ve doğal olarak geleneksel tıbbın bütün olanaklarını denedim. Büyük bir düş kırıklığı içinde hiç bir acımı dindiremediğimi gördüm. Astımım, böbrek ağrılarım ve önemli sayılacak kilo fazlalığım vardı. Hastalık nedenleri ve tedavisi üzerine köklü teorileriyle kafamda şimşekler çakmasına neden olan, kimya ile yakından ilgili bir doktora rastladım.
Aramızda geçen tartışmalar beni öylesine aydınlattı ki artık izleyeceğim yolu seçmiştim. Ona rastlamadan önce beslenme sorunun vitamin haplarıyla çözümlenebileceğini düşünürdüm. Bu konuda daha derin incelemelere koyuldum ve kısa bir süre sonra hem diyetimdeki yanlış uygulamaları düzelttim hem de aldığım bütün ilâçları bıraktım. Yanlış beslenmenin kötü etkilerinden ve zararlı ilâçlardan kurtulduktan sonra vücudumdaki rahatsızlıkların bir daha geri dönmemecesine yok olduklarını gördüm. Kilom 105′ten 68′e indi. daha sonra yeniden 75 kiloya çıktım ve bir daha da değişmedi. Ve bu kiloyu boyuma ve kemik yapıma en uygun kilo olarak görmekteyim. Ne tür bîr rejim yapmıştım? Hangi mükemmel yiyecekler beni sağlığıma kavuşturdu? Lida’ nın etkisi olmuş muydu? Ne zaman bir hastama kendi deneyimimi anlatacak olsam, bana bu soruları sorar.
Sanırım siz de bilmek istersiniz yanıtı. Koşullar kişiden kişiye değişiklik gösterdiğinden, benim burada her şeyi sıralamama gerek yok. Herkesin kendine uygun, kendi gereksinimleri doğrultusunda bir program uygulaması gerekir. İşte bu yüzden kendi durumumu başkalarının durumuna benzetmek ve aynı tedavileri uygulamaya kal kısmak kötü sonuçlara yol açabilir. Doktorlar bile, özellikle enerjimi ve son derece sağlıklı olmamı kıskanarak, uyguladığım rejim konusunda beni sık sık sorguya çekerler. Size kesin olarak neleri yemek zorunda olduğunuzu söyleyemem, ancak sağlığınızı koruyabilmeniz ya da ona yeniden kavuşabilmeniz için gerekli genel kuralları önermeyi düşünüyordum. Bu kuralları kendi özel durumunuza uygulayabilirsiniz. Çünkü doğru beslenme yalnızca sağlığın gereği değil aynı zamanda bir yaşama biçimidir.
Beslenme alışkanlıklarında basit reformlar yaparak elde ettiğim başarılı sonuçlar, geleneksel tedavi yöntemlerini uygulayan bir doktorun gözünde, daha yarım yüzyıl öncesine kadar, anlaşılması zor şeylerdi. Birinci Dünya Savaşını izleyen yıllarda benim rejime ve Lida’ ya verdiğim önemi doktorların çoğu paylaşmadı. Reçetelerini yazmakla meşgul olan bu doktorlar Peter Marc Latham’ın şu sözlerini unutmuşlardı: “Deneyimlerimize dayanarak şunu biliyoruz ki hastalıklar, özellikle de beslenmeden kaynaklanan hastalıklar, uygun bir rejimle hızla iyileştirilebilirler.” Bilimsel alanda son 50 yılda büyük gelişmeler sağlanmışsa da , bu gerçek günümüzde geçerliliğini hâlâ sürdürmektedir.
Geleneksel tıbbın temel ilkelerine bağlıydım ve doğal olarak ge¬leneksel tıbbın bütün olanaklarını denedim. Büyük bir düş kırıklığı içinde hiç bir acımı dindiremediğimi gördüm. Astımım, böbrek ağ¬rılarım ve önemli sayılacak kilo fazlalığım vardı. Hastalık nedenle¬ri ve tedavisi üzerine köklü teorileriyle kafamda şimşekler çakmasına neden olan, kimya ile yakından ilgili bir doktora rastladım.
Aramızda geçen tartışmalar beni öylesine aydınlattı ki artık izle¬yeceğim yolu seçmiştim. Ona rastlamadan önce beslenme sorunun vitamin haplarıyla çözümlenebileceğini düşünürdüm. Bu konuda da¬ha derin incelemelere koyuldum ve kısa bir süre sonra hem diye-timdeki yanlış uygulamaları düzelttim hem de aldığım bütün ilâçları bıraktım. Yanlış beslenmenin kötü etkilerinden ve zararlı ilâçlardan kurtulduktan sonra vücudumdaki rahatsızlıkların bir daha geri dön-memecesine yok olduklarını gördüm. Kilom 105′ten 68′e indi. da¬ha sonra yeniden 75 kiloya çıktım ve bir daha da değişmedi. Ve bu kiloyu boyuma ve kemik yapıma en uygun kilo olarak görmekteyim. Ne tür bîr rejim yapmıştım? Hangi mükemmel yiyecekler beni sağlığıma kavuşturdu? Ne zaman bir hastama kendi deneyimimi an¬latacak olsam, bana bu soruları sorar.
Sanırım siz de bilmek istersiniz yanıtı. Koşullar kişiden kişiye de¬ğişiklik gösterdiğinden, benim burada her şeyi sıralamama gerek yok. Herkesin kendine uygun, kendi gereksinimleri doğrultusunda bir program uygulaması gerekir. İşte bu yüzden kendi durumumu baş¬kalarının durumuna benzetmek ve aynı tedavileri uygulamaya kal kısmak kötü sonuçlara yol açabilir. Doktorlar bile, özellikle ener¬jimi ve son derece sağlıklı olmamı kıskanarak, uyguladığım rejim konusunda beni sık sık sorguya çekerler. Size kesin olarak neleri yemek zorunda olduğunuzu söyleyemem, ancak sağlığınızı koruya¬bilmeniz ya da ona yeniden kavuşabilmeniz için gerekli genel ku¬ralları önermeyi düşünüyordum. Bu kuralları kendi özel durumunuza uygulayabilirsiniz. Çünkü doğru beslenme yalnızca sağlığın gereği değil aynı zamanda bir yaşama biçimidir.
Beslenme alışkanlıklarında basit reformlar yaparak elde ettiğim başarılı sonuçlar, geleneksel tedavi yöntemlerini uygulayan bir dok¬torun gözünde, daha yarım yüzyıl öncesine kadar, anlaşılması zor şeylerdi. Birinci Dünya Savaşını izleyen yıllarda benim rejime ver¬diğim önemi doktorların çoğu paylaşmadı. Reçetelerini yazmakla meşgul olan bu doktorlar Peter Marc Latham’ın şu sözlerini unutmuş¬lardı: “Deneyimlerimize dayanarak şunu biliyoruz ki hastalıklar, özellikle de beslenmeden kaynaklanan hastalıklar, uygun bir rejimle hızla iyileştirilebilirler.” Bilimsel alanda son 50 yılda büyük geliş¬meler sağlanmışsa da , bu gerçek günümüzde geçerliliğini hâlâ sür¬dürmektedir.














