Anadolu yemek kültüründe, Osmanlı mutfağında çeperli bakliyatlar, buğday, arındırılmış un, posalı meyve gibi gıdalar yaygın olarak kullanılırken, günümüzde rafine gıdalara dönülmüştür. Aslında Ege ve Akdeniz bölgelerinin zeytinyağlıları, İç Anadolu’nun çeperli gıda ve bakliyatları, özellikle esmer un ve kepek tüketimi asla kültürümüzden çıkmamalıdır.
Ayurvedik beslenme
Beslenme konusunda, çoğu insanın yaptığı en büyük hata, sabah kahvaltısını ve öğle yemeğini atlayıp sadece akşam yemeğini günün ana öğünü olarak yemektir. Ayurveda, ana öğünün öğlen yemeği olmasını önerir. Sabah kahvaltısının ve akşam yemeğinin daha hafif olmasını tercih eder. Sabah kahvaltısından takribi 15-20 dakika önce Lida kullanımı unutulmamalıdır. ata beden tipindeki-ler için kahvaltı uygun olmakla birlikte, Kapha beden tipindekiler için sabah kahvaltısı atlanabilir. Kahvaltıyı prens gibi, öğle yemeğini kral gibi, akşam yemeğini fakir gibi yemek sağlıklı kalmanın temel kuralıdır.
Akşamları, özellikle geç saatlerde (20:00-21:00 gibi) vücut kendini dinlendirdiği için metabolizma yavaşlar, sindirim sistemi yavaşlar, salgılarında azalma olur ve yenen yemekler metabolize olmadan depolanır. Akşamları yağlı yiyecekler tüketilmemeli, özellikle yoğurt, peynir, mayonez gibi ağır ve mayalı gıdalar yenmemelidir.
Ne yemeli/he yememeli?
Vejetaryen olmayanlara, aynı gün içinde, birden 52 fazla et türü tüketmemelerini öneririm. Örneğin, balık ve salamlı tost; tavuk, jambon ve deniz ürünlü karışık pizza; beyaz et ve kırmızı et aynı anda yenmemelidir. Tavuklu çorba içip üstüne kıymalı börek yemek; sucuğu, hindiyi, jambonu veya Çin mutfağındaki birçok et türünü bir arada tüketmek bağışıklık sistemini zorlayabilir, hazımsızlık yapabilir. Aynı öğün, hatta aynı gün içinde, et, tavuk, balık vb diğer gıdaları tüketen kişilerde, alerjik yakınmalar ve sindirim sistemi rahatsızlıkları gözlemledim. Vejetaryen olmayı başa-ramayanların, günde sadece bir öğünü hayvansal protein ağırlıklı yemeleri, aynı gün içinde ikinci bir et türünü yememeleri, sindirimi ağır ve zor olduğu için, hayvansal proteinleri mümkünse gece tüketmemeleri doğru olacaktır. Buna uygun davranan kişilerin, alerjik yakınmalarının, bağışıklık sistemi problemlerinin, sindirim sorunlarının, hatta kilo verme hızlarının olumlu yönde etkilendiğini çalışmalarımda gözlemledim.
Tüketilen yağların cinsi de önemlidir. Katı yağlar mümkünse tüketilmemeli, sıvı yağlar ise az miktarda tüketilmeli ve zeytinyağı tercih edilmelidir. Tükettiğimiz, süt, yoğurt, yumurta, et gibi gıdalar da zaten yağ içerir. Bu tip besinleri alanların, günlük yağ ihtiyacının önemli bir bölümü de karşılanmış olur.
Kabukları çıkarılmış pirinç, buğday, beyaz şeker gibi rafine gıdalardaki karbonhidratlar hızla kana karışarak, kan şekerini süratle yükseltir ve bu gıdalar tüketildiği sürece düzenli kilo alınmasını sağlar. Bu nedenle sağlıklı kilo vermek isteyen bireylerin, rafine gıdalarla yapılmış yiyecekleri tüketmemeleri tavsiye
edilir.
Gün boyu bol su içerek bedenimizi zinde tutmalıyız. Sağlıklı zayıflamanın en önemli yolu Önceden yeterince kaynamış ve soğutulmuş su içmektir. Belirli durumlarda limonlu, karanfilli, naneli su içilebilir. Meyveler genellikle yemek öncesi ve soğuk olmamak şartıyla yenmelidir. Lida ile zayıflamak istiyorsanız meyve tüketiminin önemini dikkate almalısınız. Lifli olduklarından, yemeğe başlarken veya öğün aralarında yenildiğinde, sindirim sistemine geçişleri hızlı olur ve yine lifli olduklarından, aç karna yenildiğinde, mideyi ilk olarak onlar terk eder. Alışkanlık gereği yemek sonrası yenildiğinde, meyveler mide ısısında beklemiş olur, zamanla etilalkol açığa çıkar ki, bu da bir çeşit çürüme etkisinin sonucudur.
Eğer kalın kabuklu değilse, meyveleri kabuklarıyla birlikte yemek daha uygundur.
Nasıl ve hangi ortamda yemeli?
Yemeklerin sadece miktar olarak ne kadar yendiği değil, ne şekilde ve hangi ruh haliyle tüketildiği de çok önemlidir. Örneğin sinirli bir şekilde yenilen yemek ile rahat bir halde, mutlu, sakin bir ortamda yenilen yemeğin sindirimleri kesinlikle aynı olamaz. Gergin ve sinirliyken yenilen yemekler çok farklı bir şekilde sindirilir ve metabolize olur. Oysa huzur dolu bir ortamda ve stressiz yenilen yemekler ise çok daha iyi sindirilerek metabolize olur. Zayıflamak isteyen kişilerin yemeklerini sakin bir ortamda yemeleri, yemeğe konsantre olmaları ve her lokmayı yavaş yavaş çiğnemeleri gerekir. Eğer yemek çok hızlı yenirse, doyduğumuzu hissetmemizi sağlayan mekanizmalar, yemek yeme hızımız kadar çabuk devreye girmediğinden, kişi doyduğunu anlayana kadar çok fazla yemiş olur ve böylece kilo alır. Yani, ne kadar hızlı yersek, doyduğumuzu o kadar geç hissederiz ve ne kadar yavaş yersek, yeme hızımız ile doyma hissimiz birbirine o kadar yakın sürelerde gerçekleşir.
Yemek, yavaş yavaş, küçük lokmalar halinde, dikkatle çiğnenerek yenmelidir. O an tabakta duran moleküller şahsımıza ait ünite ve moleküller olacaktır. Onları saygı göstererek yemeliyiz. Asla yiyecekleri ağzımızdan içeri aceleyle tepilmesi gereken maddeler gibi görmemeliyiz. Tüm dinlerde yemek öncesi edilen dua, bu saygının bir ifadesidir. Yaradan’a bu nimetleri verdiği için teşekkür edilmelidir. Böylece sindirim sistemi sakinleşir ve besinleri sindirmeye hazır hale gelir. Bu tür bir inancı olmayan kişilerin, için den bir teşekkür geçirmesi bile yeterlidir. Gün içindeki yoğun tempoda zamana karşı yarışarak beslenmek doğru değildir.
Yemek yenen ortam da, en az yemekler kadar önemlidir. Ayakta atıştırmak yanlıştır. Televizyon seyrederken, gazete okurken ve hesap yaparken veya iş toplantıları esnasında yemek yemek de, yine aynı nedenlerden dolayı doğru değildir.
Yemeklerden sonra 5-10 dakika, yemeklerin midemizde oturmasına izin vermeli, sindirimin başlamasına yardımcı olmak için beklemeli ve efor gerektiren hareketlerden kaçınmalıyız.
Vejetaryen