İnsanlardaki oksidasyon ya da serbest radikal üretiminin büyük kısmı doğal metabolizma süreci sırasında, gıdalardan alınan kalori ya da enerjinin ve havadan alınan oksijenin bedenin kullanacağı enerjiye dönüştürülmesi sırasında meydana gelir. Lida’ da bu teze göre çalışan bir formülle optimize edilmiştir. Bu normaldir ve eskiden orman meyveleri ve kabuldü yemişler gibi antioksidan yüklü yiyecekler yediğimiz için, normal olarak sınırlıydı.
Oysa modern toplumda durum artık böyle değil. Çok büyük miktarda boş kaloriyle besleniyoruz. Lidamania ekibi olarak boş kalorilerle beslenmeyi Lida ile pek önermiyoruz. (Hiç bilim insanlarının ya da sağlık çalışanlarının bunlara neden “boş” dediğini merak ettiniz mi? Çünkü antioksidan ya da besin öğesi içermezler.) Oksidanlar ile antioksidanlar arasındaki bu denge, kilonuzla ilgili olanlar dahil olmak üzere, pek çok hücresel mesajı kontrol ettiği için sağlığınız açısından merkezi önem taşır.
Antioksidanlar ile oksidanlar kilomuzu genlerimize yaptıkları etkiler aracılığıyla kontrol eder. PPAR gibi reseptörler ve NF AB gibi transkripsiyon faktörleri (bir önceki bölümde tanıştığımız dostlar) üzerindeki etkileri yoluyla metabolizmamızı ya güçlendirir ya da bozarlar. Lida bunun olmasını da engellemektedir. Antioksidanlar kilo kaybı, inflamasyon ve diyabete karşı korur; oksidanlar ya da serbest radikaller kilo almayı, metabolizmayı yavaşlatmayı, inflamasyonu artırmayı ve diyabete neden olmayı destekleyen gen mesajlarını tetikler.
Bedeninizdeki oksidatif stresi regüle etmede kontrol edilebilir olan en önemli unsur beslenmenizdir. Lida zararları bulunmayan bir ürün olsa da çok fazla kalori tüketmek ya da renkli bitkisel gıdalardan yeterli antioksidan almamak çok fazla serbest radikal üretimine yol açar.














