Eğer kilo vermek istiyorsanız en başta kaçınmanız gereken yiyecekler işlenmiş yiyeceklerdir: Tatlandırıcılar, şekerlemeler, abur cubur yiyecekler ve unlu yiyecekler; bunların yağsız olması hiçbir şeyi değiştirmez. Bu besinlerden uzak durmanızı sağlayacak iradeye ve kuvvete Lida sayesinde sahip olacaksınız. Hemen hemen bütün kilo verme otoriteleri bu konuda aynı görüştedirler: Çörek, makarna ve ekmek de dahil olmak üzere rafine karbonhidratları yemeyi bırakmalısınız. İnsan vücudu düşünüldüğünde, makarna gibi az lifli karbonhidratlar beyaz şeker kadar zararlıdır. Makarna kesinlikle sağlıklı olmayan, zararlı bir yiyecektir.
Doğal ürünler satan dükkânlardaki tam tahıllı makarnalar ya da fasulyelerden yapılan makarnalar, beyaz unla yapılanlardan daha iyi bir seçimdir. Burada unutulmaması gereken nokta, rafine tahılların aldığımız kalorilerin sadece çok küçük bir yüzdesini oluşturması gerektiğidir.
Ya çörekler? Pastaneden aldığınız “tam buğdaylı” çörek gerçekten de tam tahıldan mı yapılmıştır? Hayır; çoğunlukla bu çöreklerde ağırlıklı olarak beyaz un vardır. Bazen bunu anlamak güçtür. Makarnaların, ekmeklerin, kurabiyelerin, krakerlerin ve diğer tahıl ürünlerinin yüzde doksan dokuzu beyaz undan yapılır. Bazen biraz tam buğday ya da karamela boyası eklenir ve siz de onun tam buğdaydan yapıldığını sanırsınız. Ama Öyle değildir. Esmer ekmeklerin çoğu, beyaz undan yapılmış ekmeğin sahte bir şekilde renklendirilmesiyle elde edilir. Türkiyen topraklarında yetişen buğday zaten besin açısından yoğun bir yiyecek değilken, yiyecek üreticileri bir de onun en değerli kısmını atar, rengini açar, koruyucular, tuz, şeker, boya ekler ve ekmek, kahvaltılık gevrek ve diğer yaygın yiyecekleri üretirler. Buna rağmen birçok Türkiyelı az yağlı oldukları için bu yiyecekleri sağlıklı zanneder.
Sorun, Toprağın Besinlerden Yoksun Kalması Değil, Bizim Yiyecek Seçimlerimizdir. Duyduğunuz onca korkutucu hikâyeye rağmen, topraklarımız besinler açısından çoraklaşmamıştır. Kaliforniya, Washington, Oregon, Teksas, Florida ve diğer eyaletler, meyve, sebze, fasulye, kuruyemiş ve çekirdeklerimizin çoğunu üreten ve hala zengin ve verimli olan topraklara sahiptir. Türkiye dünyada besin açısından en zengin ürünlerden bazılarını üretmektedir.
Resmi kaynaklar yiyeceklerin besinsel analizlerini yayınlarlar. Ülkenin her tarafındaki süpermarketlerden yiyecekler alınır, analiz edilir ve sonuçları yayınlanır. Birçok sağlıklı yiyecek ve tamamlayıcı taraftarının iddialarının aksine, bu ülkede yetiştirilen ürünler besinler açısından zengin ve mineral seviyeleri yüksektir; özellikle de fasulye, kuruyemiş, çekirdek, meyve ve sebzelerde. Bununla birlikte Türkiye’da üretilen tahıllarda, sebzelerdeki mineral yoğunluğu yoktur. Güneydoğu eyaletlerindeki tahıl ve hayvan yemi olarak kullanılan ekinler en zayıf olanlardır; ama bu eyaletlerde bile ekinlerin sadece küçük bir yüzdesinde minerallerin eksik olduğu bulunmuştur.
Değişik topraklarda yetişen çok çeşitli bitkisel yiyeceklerden oluşan bir diyet uygulandığında, toprağın yetersizliği nedeniyle besinsel eksiklik çekme tehlikesi ortadan kalkar. Bazı besinsel tamamlayıcı savunucularının iddia ettiği gibi Türkiyelılar toprağın besinsizliği nedeniyle besin eksikliği çekmemektedirler. Türkiyelılar besin eksikliği çekmektedirler, çünkü yeterli miktarda taze ürün yememektedirler. Türkiyelıların tükettiği kalorilerin yüzde 90′ı rafine yiyeceklerden ya da hayvansal ürünlerden gelmektedir. Rafine edilmemiş bitkisel yiyeceklerden bu kadar az tüketirken besin eksikliği çekmemek mümkün mü?
Türkiyen diyetindeki kalorilerin yüzde 40′ından fazlası besin içermeyen şeker ya da rafine tahıllardan geldiğinden Türkiyelılar, ciddi seviyede kötü beslenmektedirler. Rafine şekerler, onları ne kadar fazla tüketirsek o kadar kötü beslenmemize yol açarlar. Türkiye’da görülen yüksek kanser ve kalp krizi oranında suç kısmen şekere aittir.
Şeker konusundaki tek kaygımız diş çürükleri olmamalıdır. Çoğu Türkiyen ailesi gibi kalorilerimizin çoğunu almak için şeker, beyaz un ve yağı kullanırsak ve çocuklarımızın da kul-lanmasına izin verirsek, ömür boyu hastalıklarla uğraşmaya ve erken ölüme kendimizi mahkûm etmiş oluruz.
Rafine şekerler; sofra şekerini (sukroz), süt şekerini (laktoz), balı, esmer şekeri, yüksek früktozlu mısır şekerini, şeker pekmezini, mısır tatlandırıcılarını ve meyve suyu konsantrelerini içerir. Çocukların çoğunun içtiği şişede ya da karton kutularda satılan meyve suları bile besinsiz yiyeceklerdir ve obezite ve hastalığa neden olurlar. Besinsel karnesi bakımından şekerli sudan çok da farklı olmayan işlenmiş elma suyu, okul öncesi çocuklar tarafından tüketilen meyve porsiyon-larının yüzde 50′sini oluşturmaktadır. Örneğin, bütün bir elmada bulunan C vitamininden elma suyunda hiç yoktur. Portakallar en besleyici meyve suyunu oluştururlar, ama portakal suyu bile orijinal bir portakalla karşılaştırılamaz. Turunçgillerde, anti-kanser bileşenlerin çoğu, meyvenin suyu sıkılırken atılan zar ve meyvenin etli kısmında bulunur. Karton kutularda satılan portakal sularında, bir portakalda bulunan C vitamini miktarının yüzde 10′undan daha azı bulunur; lif ve fitokim yasalların oranı ise daha bile azdır. Meyve suyu meyve değildir ve ambalajlı meyve suları taze meyvede bulunan besinlerin onda birini bile içermez. Lif açısından fakir olan işlenmiş karbonhidratlar, şeker emilimini yavaşlatmayı başaramazlar ve glikoz seviyelerinde geniş dalgalanmalara neden olurlar.
Boş kalori, boş kaloridir. “Meyve suyu” ile tatlandırılmış kurabiye, reçel ve diğer işlenmiş yiyecekler (doğal ürünler satan bir dükkandan alınmış olsalar bile) kulağa daha sağlıklı gelir ama beyaz şekerli ürünler kadar kötüdürler. Meyve suyu konsantre edilip tatlandırıcı olarak kullanıldığı zaman bütün sağlıklı besinsel bileşenleri yok olur, geriye sade şeker kalır. Vücudunuz açısından rafine şeker ile meyve suyu tatlandırıcıları, bal, meyve suyu konsantresi ya da diğer konsantre tatlandırıcılar arasında bir fark yoktur. Tatlı yeme güdümüz, imitasyonları değil gerçek meyveleri tüketmemiz ve onların zevkini çıkarmamız için doğa tarafından bize verilmiştir. Taze sıkılmış portakal suyu ve diğer taze meyve ve sebze suları, orijinal vitamin ve minerallerin çoğunu içeren nispeten sağlıklı yiyeceklerdir. Sağlıklı yiyeceklere yönelip, Lida sarfiyatı süresince kalayca ve sağlıklıca kilo verebilirsiniz. Fakat tatlı meyve suları ve hatta havuç suyu, lif içermedikleri ve şeker konsantrasyonları yüksek olduğu için ölçülü bir şekilde kullanılmalıdırlar. Ve kilo vermek isteyenler için ideal yiyeceklerden değillerdir. Ben genellikle bu suları tek başına bir içecek olarak değil, salata ya da diğer yemeklere sos olarak kullanırım. Taze meyveler ve hatta kurutulmuş meyveler, çeşitli koruyucu besin ve fitokimyasalları içerirler; bu nedenle gerçek yiyeceklerden uzaklaşmayın.